(1086 S. K. m. 440)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.03.2008 gün ve 200717-2008/81 sayılı kararı onayan Daire’nin 10.12.2009 gün ve 2008/8134-2009/12768 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış “Z.”, 25. sınıf emtiayı içeren 09.09.1970/138085, “Z.”, 35, 41 ve 42. sınıf hizmetleri içeren 12.12.1997/197879 ve “Z.”, 3, 9, 10, 18, 24, 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetleri içeren 16.06.2000/12097 numaralı tescilli markalarına iltibas ve tecavüz oluşturan, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayacak ve itibarını zedeleyecek olan davalıya ait 04.05.2004 gün ve 2004/12376 kod numaralı, “C. Z. B.” ibareli, 18/1-5, 25/1-7 ve 35/8. sınıflarda bulunan mal ve hizmetleri içeren marka tescil başvurusunun ilânı üzerine başvurunun müvekkili markalarıyla iltibas yaratacağı, ayrıca tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağı, öncelikli haklarına ve müvekkili ticaret unvanına tecavüz oluşturacağı vakıalarına dayalı olarak başvurunun reddi arzusunu içeren itirazlarının önce Markalar Dairesi ve nihaî olarak da YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek hukuka aykırı kurum kararının iptaline ve davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, ayrıca müvekkilinin “Z.” ibareli markaları ve ticaret unvanı ile iltibas yaratan davalıya ait ticaret unvanından Z. ibaresinin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, kurum tarafından yapılan işlemlerin hukuka uygun bulunduğunu, zira davacı markaları ile davalı başvurusunun konusu olan işaret arasında iltibasa yol açabilecek derecede bir benzerlik bulunmadığını, kaldı ki davalı başvurusunun aynı ibare ve ürünleri içeren 181765 sayılı markasının 07.10.1996 tarihinden buyana tescilli bulunduğunu, başvurunun davacı markalarından haksız yarar sağlanmasının yahut itibar veya ayırt ediciliğini zedeleme ihtimalinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin ortağı ve yetkilisi olan F K.’ün babası İ. H. K.’ ün “Z. B. K.” adıyla 1968 yılında mağaza işletmeye başladığını, 15.06.1971 tarihinde bu unvanı Ankara Ticaret Odasına tescil ettirdiğini, zamanla işletmenin işlerini müvekkili şirketin ortağı F. K.’ün ağabeyi Z. K.’ün yürüttüğünü, müteakip süreçte de F. K.’ün işletmenin işlerini yürüttüğünü, 11.10.1994 tarihinde de anılan kişiler tarafından müvekkili K. Z. B. KONFEKSİYON SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin kurulup faaliyete geçtiğini, müvekkili şirketin 25. sınıftaki emtialar için 181765 sayılı “Şekil+C. Z. B.” ibareli markayı adına tescil ettirerek kullandığını, 35 yılı aşkın zamandır Ankara Ulus Heykel Meydanında bu isimle ticarî faaliyette bulunduklarını, anılan ibarenin yıllardır kullanılarak müvekkili ile özdeşleştiğini, bu işaretle büyük emek ve masraf yaparak gerçekleşen ticari faaliyetle sözkonusu işarete ayırt edicilik kazandırıldığını, davacının genel olarak mayo, bikini ürünleri için mücerret “Z.” yahut “Z. TRİKO” ibaresi ile; Müvekkilinin ise toplam 39 yıldır “C. Z. B.” ibaresiyle ticarî faaliyette bulunduğunu, her iki ibarenin bu şekilde tanınıp bilindiğini ve birbirleri ile karıştırılmadığını, her iki işaret arasında karıştırılabilecek seviyede bir benzerlik olduğunun söylenemeyeceğini, zira görsel, biçimsel, fonetik ve genel izlenimce birbirlerinden farklı olduklarını, bir an için hak ihlali olduğu kabul olunsa bile uzun yıllardır sessiz kalmak suretiyle artık her iki tarafın birbirlerine karşı haklarını yitirdiklerini, kullanımla ayırt edicilik kazanan işaretin tescil başvurusunun reddinin hukuka uygun bulunmadığını, çok uzun yıllar boyunca yan yana kullanılmaları ve bir karışıklık doğmamasının iki işaretin benzer bulunmadığı vakıasını açık biçimde ispat ettiğini, davacı markasının mayo ve bikini ürünleri ile elde ettiği tamnmışlıktan müvekkilinin bir yarar sağlamasının, yahut anılan markanın itibarını veya ayırt ediciliğini zedelemesinin mümkün bulunmadığını, kaldı ki müvekkilinin markasının da geniş halk kesimleri nezdinde ciddi bir itibar ve ayırt edicilik kazandığını, zaten davacının tescilli markalarını belirli ürünler dışında kullanmadığını, müvekkilinin ticaret unvanının ilk olarak 1971 yılında gerçekleşmesi karşısında, 1978 yılında tescil edilen ticaret unvanına dayanarak davacının ticaret unvanının terkinini istemesinin olanaksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı markasının davacı markalan ile esas ve yardımcı unsurlar, biçim ve genel izlenimce benzet olmadığı, her birinin bütünü itibariyle bıraktığı etkinin(=toplu intibânın) de farklı bulunması sebebiyle karıştırmaya yol açacak derecede bir yakınlık bulunmadığı, zira, her ikisinin de tamamen farklı yazı stili ve sözcüklerle farklı bir anlayışla oluşturuldukları, her ne kadar davacı markasının esas ve tek unsuru olan “Z.” ibaresi, davalı başvurusunun konusu olan işarette de mevcut ise de, bu kullanım davacı markasının ayırt ediciliğini sağlayan imaj devrini gerçekleştirecek biçimde değil, davalının eklemeli biçimde 1968 yılından buyana gerek tescilsiz marka ve tescilsiz işletme adı, gerekse tescilli marka ve ticaret unvanı olarak kullanmakta olduğu, bu şekilde ayırt edicilik kazandığı gözlenen, özgün biçimde yaratılmış, ayırt ediciliği yüksek ve başka bir bütün olarak oluşturulmuş kompozisyon ile birlikte bambaşka bir anlam ve içerikte bulunduğu, davalı başvurusunun konusu olan işaret “Z.” ibaresinin başına gelen “C.” ve sonuna gelen “B.” ekleri ile birlikte bambaşka bir anlam ve mesaj vermekte olduğundan mücerret “Z.” ibaresinin markalan benzer kılamayacağı, bir bütün olarak başvuru konusu işaret ile davacı markalarının her birinin ayrı ayrı bir iltibasa yol açabileceğinin sebebiyet verebileceğinin veya benzer olduklarının söylenemeyeceği, davacı markasının tanınmış olması da varılan bu sonucu değiştirmeyeceği, diğer taraftan davacı ve davalının birbirlerinin anılan işareti tescilsiz ticaret ve hizmet markası olarak kullanımlarından haberdar oldukları hâlde uzun süre sessiz kalmaları, her birinin diğerine bu işaretin anılan mal ve hizmetler için tescilsiz biçimde tanıtım aracı olarak kullanımına zımni icazet anlamına geldiği markaya ilişkin kabullerin unvan için de geçerli olduğu, yani işaretlerin birbiriyle benzer olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10.12.2009 tarihli kararı ile mahkeme kararı onanmıştır.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 03.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)