(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.9.2009 tarih ve 2009/194-2009/986 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete taşımacılık hizmeti verdiğini ve bu hizmet karşılığında fatura tanzim ettiğini, davalının borcunu ödememesi üzerine hakkında başlatılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaliyle icra takibinin 4.322,04 TL üzerinden devamına ve asıl alacağın %40 ı oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı borçlunun icra dairesinin yetkisine itiraz ederek yetkili icra dairesinin Adana İcra Daireleri olduğunu belirttiği, davacının alacağının faturalara dayalı olup faturalar üzerinde sözleşmenin icra olunacağı yerin olmaması sebebiyle davacının para borcu için kendi ikametgahında icra takibi başlatabileceği, davacının alacağının 4.322,04 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüyle davalının itirazının iptaline, icra takibinin 4.322,04 TL üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte devamına ve asıl alacağın %40'ı olan 1.728,81 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, taşıma ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine dair olup, davalı borçlu tarafından icra dairesinin yetkisine ve alacağa işletilecek faiz tür ve oranına itiraz edildiği anlaşılmaktadır. Yapılan yargılama sonunda davanın kabulüyle takibin devamına karar verilmesinin ardından değinilen her iki itiraz açısından, davacı tarafça talep olunan icra inkar tazminatı isteminin reddine hükmedilmesi gerekirken, kabulü cihetine gidilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, kararın BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 03.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy