(1086 S. K. m. 17, 43, 45)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 1.6.2009 tarih ve 2007/437 - 2009/270 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketlerin de içinde bulunduğu Kombassan Grubu tarafından başta Almanya olmak üzere birçok ülkede yüksek faiz garantisi ve paraların her istendiği an geri çekilebileceği vaadiyle mevduat toplandığını, müvekkillerinden de bu şekilde tahsilat yapılarak makbuz ve ortaklık durum belgesi adlı bir belge verildiğini, müvekkillerinin yatırdıkları parayı almak istediğinde ise ödemede bulunulmadığını, davalıların yasal düzenlemelere aykırı şekilde para topladıklarını, yasaya aykırı şekilde toplanan paralar karşılığı verilen makbuzlar geri alınıp yerine ortaklık belgelerinin verildiğini, yatırılan paranın istenildiği zaman geri alınabildiği ve bunun taahhüt edildiği bir ilişkinin ortaklık ilişkisi olarak kabulünün mümkün olmadığını, davalı yönetici H. B.'ın da diğer davalı şirketlerle birlikte müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, davalılar tarafından müvekkiline hisse senedi devri yapılamayacağının ve müvekkilinin davalı şirketlerde hukuka uygun surette kurulmuş bir ortaklığının bulunmadığının tespitini, yapılacak bu tespit neticesinde her bir müvekkilinden yüksek faiz garantisi verilerek tahsil edilen 5.000,00 TL, müvekkili D. A. için 3.100,00 DM karşılığı 2.458,00 TL.nin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinden Kombassan İnş. Tarım A.Ş. yönünden şirket ikametgahının Konya'da olması sebebiyle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da davacının müvekkili şirketlerde pay sahibi olduğunu, iddialarının hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerden Kombassan İnşaat Tarım ve San. İşi. Tic. A.Ş. 'nin yasal ikametgahının Konya olduğu, Kombassan Holding A.Ş. yönünden ise davanın açıldığı tarih itibariyle mahkeme yetkili ise de Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin faaliyete geçmiş olması sebebiyle H.U.M.K.nun 17/2 nci maddesinde düzenlenen kesin yetki kuralı uyarınca mahkemenin yetkisinin son bulmuş olduğu gerekçesiyle davalı Kombassan İnşaat Tarım ve Sanayi İşi. Tic. A.Ş. 'nin yetki itirazının kabulüyle hakkındaki dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Konya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, davalı Kombassan Holding A.Ş. yönünden davalı şirketin ikametgahının Bakırköy İlçesi yetki sınırlarında kalması sebebiyle adı geçen davalılarla ilgili davanın talep halinde tefrik edilerek Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine devrine, davalı H. B.'a yönelik davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davalı H. B. hakkındaki davanın husumetten reddine, Kombassan Holding A.Ş'ne yönelik davanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine,Kombassan İnşaat Tarım AŞ'ne yönelik davanın ise Konya Asliye Ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre davacıların bir kısmının davalı Holdingin, bir kısmının davalı Şirketin bir kısmının ise hem Holding hem de Şirketin ortağı olduğu anlaşılmaktadır. H.U.M.K.nun 45. maddesi uyarınca aralarında bağlantı bulunan davaların birlikte görülmesi gerekir. Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde bağlantı varsayılır. Somut olayda, her bir davacının talep ettiği alacaklar, davacıların münferit ve müstakil alacağı olup sırf davalıların aynı olması bu davalar arasında H.U.M.K.nun 43 ve 45 inci maddeleri hükümlerinin birlikte açılması için varlığını aradığı anlamda bir bağlantının mevcudiyetini göstermez. Ayrıca, H.U.M.K.nun 17/2 nci maddesinde gösterilen kesin yetki kuralının her bir davacı yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Bu sebeple mahkemece, her bir davacının davası tefrik edilerek, ayrı ayrı haçlandırılıp yürütülmesi, davaların tefrik edilmesinden sonra yetkili mahkemenin H.U.M.K.nun 17 nci maddesi gözönüne alınarak değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2) Diğer yandan, davalı H. B. hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş ise de iddianın ileri sürülüş biçimine göre davalı H.'in hukuki durumu, davacının diğer davalılara usulünce ortak olup olmadığı olgusuna bağlı olduğundan ve bu sebeple diğer davalılar hakkında verilecek esas hükme göre davalı H. B.'ın durumunun değerlendirilmesi gerektiğinden bu davalıya yönelik istemin esas davaya bakacak mahkemece değerlendirilmesi gerekirken bu aşamada davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3) Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin esasa ilişkin olan diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacılar yararına bozulmasına, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin esasa ilişkin olan diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy