(2499 S. K. m. 15, 46)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.12.2007 tarih ve 2001/641-2007/803 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalılardan ÇEAŞ vekili ile Müflis İmar Bankası T.A.Ş. İflas İdaresi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada davalı şirketler arasında ortak yapısı gözetildiğinde organik bağlantı bulunduğunu, davalı halka açık bir şirket olan davalı ÇEAŞ'ın 1998 ve 1999 yıllarında işletme ve yatırım kredisi adı altında diğer davalı bankalardan kredi kullandığını, müvekkili kurum uzmanlarınca 2000 yılında yapılan denetleme sonucunda düzenlenen rapora göre, özellikle şirketin 1999 yılında kullandığı krediler için dönem içinde tahakkuk ve tahsil edilen faiz tutarının, İMKB Tahvil ve Bono Piyasasında oluşan Hazine Bonosu faiz oranlarının kullanılması yoluyla hesaplanan tutardan yaklaşık 6,4 trilyon TL daha fazla olduğunu, bu suretle davalı ÇEAŞ'ın sözleşmede belirgin olmayan bir biçimde kararlaştırılan orandan daha yüksek faiz ödemek suretiyle diğer davalı şirketlere SerPK'nun 15/son maddesi anlamında örtülü kazanç aktarımı yaptığının anlaşıldığını, birleşen dosyada da ÇEAŞ'ın nakitlerinin önemli bir bölümünü davalı İmar Bank Off Shore nezdindeki hesaplarda tuttuğunu, şirketin davalı banka(lar) nezdinde bulunan mevduat hesaplarına uygulanan faiz oranlarının emsallerine göre bariz şekilde düşük olması sebebiyle davalı şirketlere SerPK'nun 15/son maddesi anlamında örtülü kazanç aktarımı yapıldığını ileri sürerek, söz konusu işlemlerin SerPK'nun 46/1-c maddesi uyarınca hukuka aykırı olduğunun tespiti ve iptalini talep ve dava
etmiştir.
Davalı ÇEAŞ vekili, asıl ve birleşen davaya cevabında, şirketin ticari merkezinin Adana olması nedeniyle yetkisizlik itirazında bulunmuş, öte yandan dava dilekçesinde sözü edilen olguların SerPK'nda 1999 yılında gerçekleştirilen değişiklikten önceye ilişkin olmakla davacının bu işlemler için gerek denetleme yapmak ve gerekse de iptal davası açma hak ve yetkisinin bulunmadığını, diğer yandan yapılan iş ve işlemlerin piyasa koşullarına uygun olup örtülü kazanç transferi olarak nitelendirilemeyeceğini savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Davalı Türkiye İmar Bankası A.Ş vekili, davacı kurumun dava konusu döneme ilişkin olarak aktif dava açma ehliyetinin olmadığını, ÇEAŞ'a kullandırılan kredilere uygulanan faiz oranlarının fahiş olmadığını, emsal bankaların faiz oranlarına uygun olduğunu, mevduatlara da düşük faiz uygulanmadığını savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Davalı İmar Bank Off Shore vekili, davalı Türkiye İmar Bankası A.Ş vekili ile benzer savunmalarda bulunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı SPK'nın asıl ve birleşen dava yönünden aktif dava açma yetkisinin bulunduğu, asıl davada dava konusu krediler bakımından emsallerine göre ÇEAŞ aleyhine fazla tahakkuk ettirilen faiz bulunmadığı, dolayısıyla asıl davaya konusu işlemler bakımından SerPK'nun 15/5 maddesinin ihlalinin söz konusu olmadığı, birleşen dava yönünden ise emsal bankaların nakit kredileri için 3 aylık dönemlerde uyguladığı faiz oranları ortalaması üzerinden yapılan hesaplamaya göre tahakkuk etmesi gereken faiz tutarı ile davalı ÇEAŞ'ın 1998 ve 1999 yıllarında aldığı faiz tutarı arasında bariz fark bulunduğu, bu durumun ÇEAŞ'ın malvarlığının davalı İmar Bank Off Shore lehine azalması sonucunu doğurduğu ve bunun SerPK'nun 15/5. maddesi çerçevesinde örtülü kazanç aktarımı olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın Kabulü ile ÇEAŞ mevduatının diğer davalılar tarafından SerPK'nun 15/son maddesine aykırı olarak düşük faizle davalı bankada tutulması işleminin SerPK'nun 46/1-c bendi çerçevesinde hukuka aykırılığının tespiti ve iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı ÇEAŞ vekili ve davalı müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. İflas İdaresi vekili temyiz etmişlerdir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları ile her ne kadar davacı SPK'na dava konusu işlemler ile ilgili tespit ve iptal davası açmasına olanak veren 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 558 sayılı KHK ile değişik 46. maddesi, anılan KHK'nin Anayasa Mahkemesi'nce verilen 13.11.1995 tarihli karar ile iptal edilmesi nedeniyle dava konusu işlemlerin gerçekleştirildiği 1998 ve 1999 yılları bakımından yürürlükte değil ise de, iptal kararı ile birlikte davacının bu yıllara ilişkin işlemler bakımından dava hakkının varlığı konusunda HGK'nun 1.12.1999 tarih ve 1999/19-1000 E., 1999/1000 K sayılı ilamında da vurgulandığı üzere oluşan hukuksal boşluğun, 2499 sayılı Kanun'un değişiklikten önceki metni ve daha sonradan yürürlüğe giren 4487 sayılı Kanun hükümleri ile getirilen değişiklikler de gözetilerek, MK'nun 1. maddesinin verdiği yetki uyarınca, sonucu itibariyle doğru olacak şekilde doldurulmuş ve davacının dava hakkının varlığı kabul edilmiş bulunmasına göre, davalı ÇEAŞ vekilinin tüm, davalı Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. İflas İdaresi vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Birleşen davada Türkiye İmar Bankası A.Ş.'ne husumet yöneltilmiş ise de, dava dilekçesinde, davalılardan ÇEAŞ tarafından, İmar Bankası Offshore Ltd. Şti.'ne yatırılan mevduatlara düşük faiz verilmesi suretiyle anılan offshore bankasına örtülü kazanç transferi gerçekleştirildiği vakıasına dayanıldığına, davalı Türkiye İmar Bankası A.Ş.'ne de bu yolla transfer yapıldığının ispatlanamamış olmasına göre anılan davalı hakkındaki birleşen davanın reddine karar vermek yerine, gerekçe de gösterilmeksizin, sayılan işlemler bakımından da Türkiye İmar Bankası A.Ş. hakkında da davanın kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuş, davalı Müflis Türkiye İmar Bankası A.Ş. İflas İdaresi vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle, birleşen dava bakımından verilen yerel mahkeme kararının anılan davalı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalılardan ÇEAŞ vekilinin tüm temyiz itirazlarıyla davalı Müflis Türkiye İmar Bankası A.Ş. İflas İdaresi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı Müflis Türkiye İmar Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkemenin birleşen dava bakımından verdiği hükmün anılan davalı lehine BOZULMASINA, temyiz eden davacı harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ÇEAŞ'tan alınmasına, 30.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy