(6762 S. K. m. 329, 405)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.03.2009 tarih ve 2006/569-2009/342 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Duygu Süzer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 01/01/2001 tarihinde 290.400 DM'yi davalı şirkete kar-zarar ortaklığında çalıştırılmak üzere ödünç olarak verdiğini, ancak kar ödemesi yapılmadığı gibi ödünç verilen paranın da geri ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 6.000 DM'nin TL karşılığının ödünç verme tarihinden itibaren kar payı ve ticari kredi faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 253 hisse müvekkili şirketin ortağı iken hisselerini devrettiğini 1 yıllık zamanaşımının dolduğunu, kaldı ki TTK.'nun 329. ve 405. maddesi gereğince Anonim Şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 01.01.2001 tarihli tutanakla davacıdan Yimpaş Holding'de kar zarar ortaklığında çalıştırılmak üzere 290.400 DM Alman Markının 01.01.2001'de teslim alındığı, teslim alanların M. Y. ve H. Ç. olduğu, davalı şirketin cevabi yazısında davacının hisselerini 22.06.2000 ve 29.06.2000 tarihinde Yimpaş Yozgat İht. Paz. ve A.Ş.'ne devrettiğinin ve bahsi geçen tutanağa kayıtlar da rastlanmadığının bildirildiği, tutanakta imzaları bulunan M. Y. ve H. Ç.'in davalı şirket çalışanı olsa da davalı şirketi temsile yetkili kişiler olmadığı, şirket kayıtlarında dava konusu paranın kaydı bulunmadığı, gayri resmi kayıt var ise bunun da ispat edilemediği, davacının da davalı şirkete ortak olma konusunda gerekli özen ve dikkati göstermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalı vekili, kar-zarar ortaklığında çalıştırılmak üzere davalı şirkete 01.01.2001 tarihli tutanakla ödünç para verildiğini iddia ederek, ödünç paranın ve kar payının tahsilini istemiştir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hükmün yeterli araştırma ve incelemeye dayandığını kabul etmek mümkün değildir.
Somut olayda davalı vekili cevabında, davacının müvekkili şirketin ortağı iken hisselerin devrettiğini savunarak, buna ilişkin altında davacının imzası olduğu iddia edilen Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi başlıklı iki adet belge ve ortaklık pay defterinin devrin işlendiği davacıya ait kısmının fotokopisini sunmuştur. Anılan bu belgelerde, davacının Yimteks Teks. AŞ'de bulunan 1000 adet hissesini ve Yimpaş Holding A.Ş.'de bulunan 193 hissesini, Yimpaş Yozgat İht. Mad. AŞ'ye devrettiği belirtilse de bu belgeler altındaki imzanın davacıya ait olup olmadığı davacıdan sorulmamıştır.
Öte yandan Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank'ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi başlıklı belgelerdeki imzanın davacıya ait olup olmadığının davacıdan sorulup imzaların sıhhati araştırılarak, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacının nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, davacı hisselerini devretmiş ise tüm hisselerinin devrinin söz konusu olup olmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında çoğun içinde az da vardır kuralı gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalının hukuki durumunun buna göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy