(1136 S. K. m. 9)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.04.2008 tarih ve 2007/240-2008/122 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın Kızılay Şubesine giderek adına çıkarılan 300,00 YTL'lik havaleyi almak istediğini, işlemin yapılabilmesi için avukatlık kimliğini ibraz ettiğini, şube görevlisinin sunduğu kimliğin geçerli olmadığını belirterek başka bir kimlik istediğini, ibraz ettiği kimliğin 1136 s. Kanun'un 9 uncu maddesine göre resmi belge niteliğinde olduğunu açıklamasına rağmen banka görevlisinin parayı ödemediğini, bankanın bu tavrı nedeniyle parasını alamadığını, gönderdiği ihtarnamenin de sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, avukatlık kimliği ibraz edildiğinde banka görevlilerinin bu kimliği resmi kimlik olarak kabul ederek gerekli olan kimlik bilgilerini tespit ederek banka muamelelerini yapmalarıyla adına yapılan havale tutarı olan 300,00 YTL'nin, boşuna harcanan yarım günlük vaktinin karşılığı olan 250,00 YTL'nin ve noter ihtarname masrafı olan 59,50 YTL olmak üzere toplam 618,50 YTL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunu, Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Yasa ve Yönetmelik hükümleri uyarınca banka ve benzeri kuruluşlarda kullanılacak kimlikleri belirleme yetkisinin Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına verilmiş olduğunu, bu Kurulun çıkardığı Tebliğ'de tespit için kullanılacak kimlik çeşidini artırmamak için Türk uyruklu kişilerin kimlik tespitinde sadece nüfus hüviyet cüzdanı, sürücü belgesi ve pasaportun belirlenmiş olduğunu, bankaların bu üç kimlik dışında başka bir kimlikle işlem yapmalarının suç olduğunu, banka görevlilerinin tespit için belirlenmiş kimlik ibraz edilmediğinden işlemi yapamadıklarını, havalenin bekleme süresi dolduktan sonra gönderen şahsa iade edildiğini, davacının kendi kusurlu davranışı nedeniyle havale tutarının kendisine ödenemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının uygulamak zorunda olduğu yönetmelik hükümleri idari yargıda iptal ettirilmeden davacının mevcut yönetmelik hükmünü uygulayan bankaya karşı adli yargıda bu şekilde dava açmasının mümkün olmadığı, davacının istenen nitelikteki kimliği ibraz etmesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasıyla davacı adına gelen havale miktarının davacıya ödenmesi için ibrazı gerekli kimlik belgelerinin davacı tarafından bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle havale miktarının bekleme süresi dolduktan sonra gönderen şahsa iade edilmiş olmasına göre davalı banka nezdinde olmayan havale miktarının tahsiline karar verilmesi mümkün olmadığından davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,55 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04.11.2010 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy