(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.7.2008 tarih ve 2007/1211-2008/841 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. P. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatifin ortağı olan davalının 2006 yılı sonuna kadar ödemediği yönetim gideri borçlarının tahsili için icra takibine geçildiğini, davalının takibe karşı itirazında kooperatifin peşin ve sabit ödemeli ortağı olduğunu, bu konuda alınmış genel kurul ve yönetim kararı bulunduğunu iddia ettiğini, oysa genel kurullarda bu yönde alınmış bir kararın bulunmadığını, bu yönde alınmış bir karar olsa bile davalının yönetim gideri, altyapı gideri, çevre düzenlemesi gibi giderleri ödemekten kaçınmasının mümkün olmadığını, davalıdan talep edilenin ödemekle mükellef olduğu borçlarının bir kısmını oluşturan yönetim gideri harcamaları olduğunu, davalının itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel kurullarda peşin ve sabit ödemeli ortaklardan aidat alınmayacağına ilişkin kararlar alındığını, müvekkilinin borcu olmayıp bilakis davalıdan alacaklı olduğunu savunarak, davanın reddini, davacının alacaklı olduğunun anlaşılması halinde alacağının müvekkilinin alacağına mahsup edilmesini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yönetim kurulunun sabit bedel ve peşin ödeme uygulaması ile yaptığı ortak kaydının genel kurulca reddedilmediği, davalının kooperatif ortaklığının sabit ve peşin ödemeli olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda takip konusu alacağın davalıdan istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yönetim gideri harcamalarından davalının payına düşen miktarın tahsili istemine ilişkindir. Davalı peşin ve sabit ödemeli ortak statüsünde olduğundan kendisinin istenen miktardan sorumlu olmadığını savunmuştur.
Davalı, ortaklık hakkını İ. K.'un payını devralmak suretiyle kazanmıştır. 12.3.2001 tarihli yönetim kurulu kararında 1.4.2000 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının 10 uncu sırasında alınan karara dayalı olarak İ. K.'un sabit ödemeli ortak olarak ortaklığa kabulüne karar verilmiş, bu payı devralan davalı F. B. hakkında da yönetim kurulunca 26.6.2004 tarihinde sabit ödemeli ortak sıfatıyla ortaklığa kabul kararı verilmiştir.
Davalının ortaklığı devraldığı İ. K.'un sabit ödemeli ortak olarak kabulüne dayanak oluşturan 1.4.2000 tarihli genel kurulun 10 uncu sırasında alınan karar incelendiğinde bu kararın sabit bedel, peşin ödeme esasına dayalı ortak alınmasına ilişkin bir karar olmayıp, 11 daire ve 8 dükkanın kat karşılığı verilerek inşaatın yaptırılmasına ilişkin bir karar olduğu, sabit bedel, peşin ödeme esasına göre ortak kaydedilmesi için yönetim kuruluna yetki veren bir karar niteliğinde olmadığı ve bu şekilde yorumlanmasının mümkün de bulunmadığı anlaşılmıştır. Sabit bedel, peşin ödeme esasına göre ortak kaydedilmesi, bu şekilde diğer ortaklardan farklı statüde ve ödeme koşullarına tabi bir ortaklık ilişkisi yaratılması ancak genel kurul tarafından bu konuda açıkça alınacak bir kararın mevcudiyeti halinde mümkündür. Bu durumda, davalının ortaklığı devraldığı şahsın sabit ve peşin ödemeli ortak olduğunun kabulü mümkün olmadığından onun payını devir suretiyle ortaklık hakkını kazanan davalının da sabit bedel ve peşin ödeme esası uyarınca ortak olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu itibarla davalı sabit ödeme, peşin bedel esasına göre ortak olmadığından kooperatife karşı ödeme yapmakla sorumlu bulunduğu gibi icra takibine konu istem yönetim giderlerinden davalının ortaklık payına düşen miktarın tahsiline ilişkin olduğundan davalının sabit bedel ve peşin ödeme esasına dayalı ortak olduğu kabul edilse bile istenen miktarın inşaat, imalat giderine ilişkin olmayıp, peşin ödeme ve sabit bedel esası ile kaydı yapılan ortağın da yararlandığı, bu sebeple ödemek zorunda olduğu yönetim giderine ilişkin olması sebebiyle davalının yönetim giderinden sorumlu olduğu miktarın hesaplanarak davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 20.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy