(1086 S. K. m. 275, 283, 284, 286)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 9.7.2009 tarih ve 2007/954-2009/802 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının, müvekkiline dahili su basması rizikolarına karşı sigortalı işyerinin bulunduğu binanın maliki olduğunu, tuvalette bulunan spiral borunun patlaması sonucu sızan suların aynı zamanda davalının kiracısı olan sigortalı işyerinde hasara sebep olduğunu, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, ıslahla artırılmış olarak 3.900,00 TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kiracısının davacının sigortalısı olduğunu, kiracının müvekkilinden izinsiz olarak tuvalette tadilat yaptığını, hasarın bu sebeple meydana geldiğini, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, sorumluluğun davacının sigortalısında bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dahili su basması sonucu davalıya sigortalı işyerinde meydana gelen zarardan bina maliki olarak davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 3.315,00 TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tarafından, davalının maliki olduğu işyerinin, müvekkilinin sigortalısı tarafından kiralandığı ve bu işyerinde meydana gelen su sızıntısı sebebiyle işyerinin hasarlandığı, bu hasardan davalının bina maliki olarak sorumlu olduğu iddia edilerek, hasar bedelinin rücuen tazmini talep edilmiş, mahkemece, uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir husus olduğu kabul edilerek H.U.M.K.'nun 275 inci maddesine uygun olarak uzman bilirkişiden rapor alınmış, ancak, alınan raporda açıklanan hususlara itibar edilmeyerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Oysa, H.U.M.K.'nun 286 ncı maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi bağlamayacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor (H.U.M.K. 283.md.) alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği (H.U.M.K. 284.md.) şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa hakimin bir kez bilirkişiye gittikten sonra bundan dönerek uyuşmazlığın çözümünün hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgiyle çözümlenebileceği kabul edilemez. Kaldı ki, somut uyuşmazlığın çözümü de bilirkişinin rey ve mütalaasına başvurulmasını zorunlu kılar niteliktedir. Zira hasarın ne şekilde meydana geldiği ve bundan kimin sorumlu olduğunun tesbiti özel ve teknik bilgiyi gerektirmektedir.
Somut olayda, bilirkişi raporunda, davalının kiracısı, davacının da sigortalısı olan dava dışı şirketin 4 katlı işyerinin en üst katında bulunan tuvaletinde yaptığı tadilat sebebiyle temiz su borusunun patlamasından kaynaklı hasar oluştuğu, tadilatın bina maliki olan davalının izni dışına yapıldığı ve bu sebeple hasardan davalı malikin sorumlu olmadığı, kiracının sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Ancak, bilirkişi raporunda zarara sebep olanın, davalının kiracısıyla davacının sigortalısının aynı kişiler olduğu açıkça ifade edildiği halde, mahkemece, davalının kiracısıyla davacının sigortalısının farklı kişiler olduğu kabul edilerek, kiracının yaptığı tadilattan davalı malikin sorumlu olduğu, davalının kiracısın rücu etme hakkının devam ettiği gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, alınan rapora vaki itirazlar da değerlendirilerek, gerekirse yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, dosya içeriği ve davaya konu olayın özelliklerine uygun olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan sebeple bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 13.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy