(4925 S. K. m. 17, 18, 19) (Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.8. Tazminat Ödemesinde Öncelikli Sigorta)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kastamonu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.07.2009 tarih ve 2007/942 - 2009/347 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A
B
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerinden Y. ve N. B.'ın kızı, Z. U.'nun nişanlısı, N., H. ve M.'in kardeşleri olan H.'nin yolcu olarak içinde bulunduğu minibüsün kaza yapması sonucunda hayatını kaybettiğini, davalı İ.'ın araç sürücüsü ve işleteni olarak tam kusurlu olduğunu, diğer davalının ise kaza yapan minibüsün zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğunu ileri sürerek, davacılar adına manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisi H.'nin yolcu olarak içinde bulunduğu minibüsün sürücüsü olan davalı İ.'ın kaza nedeniyle tam kusurlu oluşu, olay nedeniyle davacıların uğradığı üzüntü ve keder ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz önüne alınarak, davanın kısmen kabulü ile davacılar N. ve Y. için ayrı ayrı 7.000 TL, Z. için 5.000 TL, N., H. ve M. için ayrı ayrı 4.000 TL manevi tazminat ile davacılar N. ve Y. için ayrı ayrı 5.410,98 TL, Z. için 22.410,27 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacılar vekili ile davalılar vekillerinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2 - Taraflar arasındaki ilişki taşıma sözleşmesinden kaynaklandığından ve taşımaya ilişkin hükümler 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu bünyesinde düzenlenmiş olmakla, somut olayda davacılar lehine hükmedilen tazminatlar için avans faizi yerine yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3 - Davacılar vekili tarafından maddi tazminat isteminin davanın kısmen ıslahı yolu ile artırılmasına ilişkin dilekçenin davalı sigorta şirketine tebliğ edilmediği ve bu suretle adı geçen davalının savunma hakkının kısıtlandığı göz önüne alınmaksızın ıslah dilekçesinde yazılı miktarlar yönünden kabul hükmü kurulması da doğru değildir.
4 - Davalı Anadolu Anonim Sigorta Şirketi vekili, öncelikle, Karayolları Taşıma Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortasından talepte bulunulması ve artan kısmın Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında kendisinden istenmesi savunmasında bulunmuştur. Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortasında, sigorta ile sigortacı, poliçede belirtilen motorlu taşıtta seyahat eden yolcuların, duraklamalar da dahil olmak üzere, kalkış noktasından varış noktasına kadar geçecek süre içinde meydana gelebilecek bir kaza sonucu bedeni zarara uğraması halinde, sigortalının 10.07.2003 tarih ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Yasası'ndan doğan sorumluluğunu poliçede yazılı limitlere kadar sigorta kapsamına almaktadır. 4925 sayılı Yasa'nın 18. maddesi uyarınca taşımacılar, yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Yasa'nın 17. maddesinde düzenlenen sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadır. Anılan Yasa'nın 19/son ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.8. maddeleri hükümlerine göre meydana gelen zarar öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılanır. Ancak bu sigortanın hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta tazminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısmı için, sırasıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, Yasa koyucu yolcuların uğradığı bedeni zararlar bakımından taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortacısı, trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlenmiştir. Başka bir anlatımla, yolcunun uğradığı bedeni zararlar, taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında ise, bu aracın trafik ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacılarının sorumluluğu doğmayacaktır. Ancak, limit aşımında sırasıyla zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacılarının sorumluluğu söz konusu olacaktır. Somut olayda davacıların murisinin içinde bulunduğu kazaya karışan aracın zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortasının bulunmaması nedeniyle Güvence Hesabı hakkında açılan davada kurulan kabul hükmü dolayısıyla bir kısım davacılar tarafından tahsil edilen meblağ göz önüne alınarak yapılacak değerlendirme sonucunda oluşacak kanaate göre davalıların sorumluluğunun tespiti gerekirken, yazılı şekilde kabul hükmü kurulması da doğru görülmemiştir.
5- Bilirkişi tarafından davacılardan Z.'nin evlilik ihtimalinin %70 oranında olduğu belirtilip mahkemece bu doğrultuda hüküm kurulmuşsa da, davacının kendisinden kaynaklanan rahatsızlığı nedeniyle evlilik ihtimalinin emsallerine göre daha düşük olması davalıların durumunu ağırlaştıramaz. Bir başka anlatımla davalıların kusurundan kaynaklanmayan bir nedenden dolayı davacının evlilik ihtimalinin düşmesinin sorumluluğu davalılara yüklenemez. Öte yandan, ülkemiz koşullarında 27 yaşında bir erkeğin yeniden evlenme ihtimali % 100 olarak kabul edilmelidir. Bu durumda mahkemece, davacı Z.'nin yeniden evlilik ihtimalinin % 70 olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamaya dayalı olarak kurulan kabul hükmü doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ve davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacılar yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı sigorta şirketi yararına, (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZÜLMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 09.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy