(818 S. K. m. 41, 43)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 7.10.2009 tarih ve 2007/400-2009/298 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/436 E. sayılı kararı gereğince kayyum tarafından yönetildiğini, 24.4.2007 tarihinde şirketi temsile yetkili olmayan davalı R. D.'ın talimatı ile müvekkili şirkete ait paranın davalı şirkete aktarıldığını, davalı şirkete söz konusu paranın iadesi için gönderilen yazıya, müvekkili şirketin kendisinden motorin aldığı ve aktarılan paranın da bunun karşılığı olduğundan bahisle cevap verildiğini, ancak müvekkilinin belirtilen emtiayı davalı şirketten almadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.000 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı R. D., davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğunu, söz konusu alışverişin Ankara'da yapılması ve ödeme yerinin de Ankara olması sebebiyle Ankara Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, davalının iddialarını kabul etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili ile diğer davalı hakkında açılan davanın tefriki ile müvekkili hakkındaki davanın Ankara Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğini, müvekkili ile davacı şirket arasında 2006 yılından bu yana ticari ilişki olduğunu, davaya konu havalenin müvekkilinden alınan motorin bedeli karşılığında yapıldığını, işbu davada sebepsiz zenginleşme koşullarının oluşmadığını, müşterek ve müteselsil sorumluluğun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı şirkete 24.4.2007 tarihinde yapılan 189.000 TL tutarlı ödemenin gerçek bir karşılığı olup olmadığı, şayet gerçek bir borç karşılığı değil ise meydana gelen zarardan davalıların sorumlu olup olmadıkları noktasında toplandığı, davalı şirketin, davacı şirkete 2006 ve 2007 yıllarında sattığını iddia ettiği motorini, davacıya teslim ettiğini kanıtlayamadığı, davacının 2007 yılı yevmiye defterinden davalıya 2006 yılı içinde 317.500 TL ödeme yaptığının anlaşıldığı, 24.4.2007 tarihinde davalı R. D.'ın davacı şirkete ait hesaptan, diğer davalıya 189.000 TL havale ettiği, ancak bu tarihte adı geçenin davacı şirketi temsile yetkili olmadığı, ayrıca davalı şirket tarafından düzenlenmiş olan 5 adet irsaliyeli fatura tarihlerinde, belirtilen şantiyelerde davacı tarafından herhangi bir iş yapılmadığı, sözü edilen ödemenin davacı şirketin iki ortağı arasında ihtilaf çıkmasından sonra yapılmasının da iddiayı teyit ettiği, davaya konu ödemenin gerçek bir borca ilişkin olmadığı, ödemenin muvazaalı şekilde şirketin içinin boşaltılması için yapıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 6.000 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, mümeyyiz davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, limited şirkete kayyum atandıktan sonra yetkisiz hale gelen şirket müdürünün, şirkete ait parayı mal kaçırma amacıyla üçüncü kişiye aktardığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Gerek mümeyyiz davalı, gerekse diğer davalı aşamalarda ısrarla havale edilen paranın aslında davacı şirkete ait olmadığını, zira söz konusu şirketin borca batık durumda bulunduğunu savunduklarına göre, mahkemece dosyada mevcut 1.8.2007 tarihli tutanak içeriğine göre teslim edildiği belirtilen ve kayyumda bulunması gereken davacı şirketin ticari defterleri üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılması, mümeyyiz davalı hesabına aktarılan paranın davacıya mı yoksa savunulduğu gibi davalı R. D.'a mı ait olduğunun tespit edilmesi, söz konusu havalenin 24.4.2007 tarihinde yapılması ve davacı şirket defterlerinin de 17.4.2007 tarihinde ilk kayyuma teslim edilmesi karşısında davalı R. D. tarafından yapılan havalenin ne şekilde öğrenildiğinin ve şirket kayıtlarına işlendiğinin tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu sebeple mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle mümeyyiz davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz eden davalı şirkete iadesine, 19.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy