(818 S. K. m. 487)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Hayrabolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.10.2007 gün ve 2007/242 - 2007/245 sayılı kararı onayan Daire'nin 25.02.2010 gün ve 2008/11547 - 2010/2169 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı E.D. arasında kredi kartı üyelik sözleşmesi bulunduğunu, davalılardan N.G. ve F.T.'ın bu sözleşmenin müşterek ve müteselsil borçlu ve kefili olduğunu, davalılardan N.G.'in 23.11.1999, F.T.'ın 16.11.1999 ve 05.01.2000, A.C.'ın ise 05.01.2000 tarihli Garanti Taahhütnamesi ile herhangi bir limitle bağlı olmaksızın taahhütte bulunduğunu, dava dışı E.D. 'nun borçlarını ödemediğini, hesabın kat edilerek davalılara ihtarname gönderildiğini ileri sürerek, 15.678,94 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, garanti taahhütnamesi başlıklı belgenin garantörlük sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceğini ve sözleşmede limitin belli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, hangi riskin garanti edildiği somutlaştırılmadan kart hamillerinin yükümlülüklerinden ve doğmuş ve doğacak her türlü borçtan söz edilerek verilen garantinin belirsizliğin garantisi anlamına geldiği, belirsizliğin garantisi olmaz ilkesinden hareket ile ticari gaye gütmeyen sırf dostane ilişkiler içerisinde tüketime yönelik kredi temini amacı ile verilen teminatın ancak kefalet hükümleri çerçevesinde değerlendirilebileceği sözleşme üzerinde herhangi bir limit yer almayıp banka tarafından tek taraflı olarak düzenlenen borçluların imzalarının bulunmadığı belgeler üzerindeki limitlerin sözleşmede limitin belirlendiği sonucunu doğurmayacağı, bu durumda Borçlar Kanunu 487. maddesi gereğince kefilin mesul olacağı muayyen bir miktar belli olmadığından davalıların kefaletinin de geçersiz olup borçtan sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK'nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, 4743 sayılı Yasa'nın 6 ncı maddesinin B/4 bendi gereğince, yargı harçlarından davacı muaf olduğundan, harç alınmasına mahal olmadığına, 01.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy