(6762 S. K. 626, 642, 644) (2004 S. K. m. 170) (1086 S. K. m. 440)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.05.2008 gün ve 2007/86 - 2008/263 sayılı kararı onayan Daire'nin 15.02.2010 gün ve 2008/10849 - 2010/1692 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin alacağına mahsuben aldığı, davalının da cirosunun bulunduğu 9 adet bonoya dayalı olarak icra takibi başlattığını, davalının şikayeti üzerine İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 12.12.2005 tarih 2005/1164 Esas, 2005/1957 Karar sayılı kararı ile TTK'nun 690-642. maddeleri ve İİK'nun 170/a maddesi uyarınca icra takibine başlarken keşideciye ödememe protestosu çekilmesi gerekirken bu edim yerine getirilmediğinden davalı cirantaya yönelmenin yasal olmadığı gerekçesiyle 15.09.2004 vadeli 25.000 YTL bedelli senet dışında kalan ödememe protestosu çekilmeyen 8 adet senet yönünden iptal kararı verildiğini, müvekkilinin davalıdan 189.255,00 YTL alacaklı olduğunu, senet bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek, müvekkilinin davalı taraftan 189.255,00 YTL alacaklı olduğunun tespitini, alacağın %40'dan aşağı olmamak üzere davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, davalı taraf takip tarihinde temerrüde düştüğünden bu tarihten itibaren işleyecek temerrüt faizinin hüküm altına alınmasına karar verilmesini, ıslahla davalı taraftan 189.255,00 YTL alacaklı olduğunun hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava tespit davası olarak açıldığı için hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, ayrıca dava konusu bonolar yönünden keşideciye süresinde ödememe protestosu keşide edilmediğinden müvekkiline başvuru hakkının TTK'nun 626 ve 642. maddeleri uyarınca bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının dava konusu bonolarda ciranta olduğu, taraflar arasında temel ilişki bulunmadığı, davanın davalının bonolarda yer alan imzasına istinaden açıldığı, süresinde ödememe protestosu keşide edilmediği, davacının TTK'nun 626. ve 642. maddeleri uyarınca bonolara dayalı olarak davalıya müracaat hakkını yitirdiği TTK'nun 644. maddesi uyarınca bonoya dayalı olarak başvuru hakkının yitirilmesi halinde bono hamiline sadece keşideciye başvuru hakkı tanındığı, somut olayda davalının keşideci olmadığı, temel ilişkiye dayalı bir dava da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı lehine nispi vekalet ücreti verilmesine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK'nun 442. maddesi gereğince reddine, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 29.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy