(5718 S. K. m. 50, 54, 55, 58)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.12.2009 tarih ve 2009/55 - 2009/414 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı A. K. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen gününde davalılar avukatı gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davalılar avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalılara karşı Stuttgart Eyalet Mahkemesinde açtığı alacak davasını kazandığını, 21.2.2008 tarihli Stuttgart Eyalet Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 14 O 325/06 dosya numarası ile kayıtlı dava dosyasında davacının alacağının karara bağlanarak kesinleştiğini, Almanya'da kararı uygulayarak alacağı tahsil etmek imkanı kalmadığını ileri sürerek, anılan kararın tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın yetki, husumet ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davaya konu yabancı ülke mahkeme kararının hukuk mahkemelerimizce tarafların sulh olması sonucunda verilen sulhun tespitine dair bir karar niteliğinde olduğu, yasalarımıza uygun ve infazının kabil bulunduğu gerekçesiyle davalılardan A. K. aleyhindeki davanın kabulüne, diğer davalı hakkındaki davanın ise husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan A. K. vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan A. K. vekilinin yetkiye ilişen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava, tenfiz istemine ilişkin olup, Resmi Gazete'de 12.12.2007 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 5718 Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Yasa'nın 50. maddesi, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş bulunan ve o devlet kanunlarınca kesinleşmiş ilamların Türkiye'de icra olunabilmesinin verilecek tenfiz kararına bağlı olduğunu, 58. maddesi de yabancı ilamın kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesinin, ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı bulunduğunu, ancak tanımada 54. maddenin (a) bendindeki koşulun aranmayacağını hükme bağlamıştır.
Somut olayda, mümeyyiz davalı vekilince davacı tarafın tenfizini talep ettiği mahkeme kararının anılan yasa bağlamında tenfiz koşullarını taşımadığını açıkça savunmasına rağmen mahkemece 5718 Sayılı Kanun uyarınca tenfizi talep edilen kararın tenfiz koşullarını taşıyıp taşımadığının denetime elverişli bir şekilde tartışılıp değerlendirilmemesi doğru olmamıştır.
3) Öte yandan, 5718 Sayılı Kanunun 55/2. maddesi Karşı taraf ancak bu bölüm hükümlerine göre tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilamının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir. hükmünü haiz olup, davalı tarafça davacı tarafın tenfizini talep ettiği yabancı mahkeme kararı ile ilgili olarak 29.000 Euro'nun davacının Almanya'daki avukatı aracılığı ile tahsil edildiği savunulmasına, davacı tarafça da temyize cevap dilekçesinde davanın gerçek konusunun 23.1.2008 tarihli kararda hüküm altına alınan asıl alacağın Almanya'da tahsil edildiği, 21.2.2008 tarihli yabancı mahkeme ilamı ile alacak miktarının faizler sebebiyle 56,206 Euro'ya çıkarılması ve aradaki fark olan 27.206 Euro'nun tahsili için tenfiz isteminde bulunduklarını beyan edilmesine, üstelik salt 21.2.2008 tarihli kararın tenfizi talep edilmesine rağmen H.U.M.K.nun 74. maddesi hükmüne aykırı olacak şekilde hem 23.1.2008 tarihli kararın, hem de 21.2.2008 tarihli kararın tenfizine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalılardan A. K. vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle mümeyyiz vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın mümeyyiz yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak temyiz eden davalı A. K.'a verilmesine, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy