(818 S. K. m. 47)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.2.2009 tarih ve 2006/316-2009/68 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin ölü H. D.'in mirasçısı olduklarını, maktulün davalılar Y. ve S.'ın işçisi olarak biçerdöveri TCDD treni ile Gaziantep istikametine sevk ederken refakatçi olarak trende bulunduğu sırada yüksek gerilim akımına kapılarak hayatını kaybettiğini, olay sebebiyle davalıların kusurlu olduğunu ileri sürerek, davacı V. için 10.000 TL, davacı S. için 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile her iki davacı için ayrı ayrı 20.000 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisi olan maktul H. D.'in trene yüklenmiş durumdaki biçerdöverin üzerine çıkarak tedbirsiz ve dikkatsiz davranması sebebiyle meydana gelen kazada tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, hizmet ve taşıma sözleşmelerinden kaynaklanan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, meydana gelen kazada davacıların murisinin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dosya içinde mevcut 25.12.2006 tanzim tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Sigorta Müfettişi raporunda, olayın iş kazası mahiyetinde olduğu ve maktül ile davalılar Y. ve S. arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğu belirlenmiş olmasına göre, mahkemece, tüm davalılar hakkında açılan davaya iş mahkemesi sıfatı ile bakılarak sonuçlandırılması gerekirken yazılı şekilde Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatı ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın re'sen BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 13.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy