(2709 S. K. m. 141) (1086 S. K. m. 388)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17/09/2009 tarih ve 2006/3-2009/220 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erol Kaplan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, "EVYAP" ibaresinin müvekkili şirketin ortaklarının soyadları olduğunu, ayrıca aynı ibarenin 1969 yılında tescil edilen müvekkili şirketin ticaret unvanında yer aldığını, bu ibareden oluşan markanın 1967 yılında ilk olarak müvekkili adına tescil edildiğini, müvekkiline ait markanın tanınmış hale getirildiğini, davalı şirketin ise "EVYAP" ibareli markayı kendi adına tescil ettirmek için diğer davalı kuruma müracaat ettiğini, söz konusu müracaata müvekkili tarafından yapılan itirazın davalı kurumca nihai olarak reddedildiğini ileri sürerek, müvekkili adına tescilli "EVYAP" markasının tanınmış marka olduğunun tespitine, davalı TPE'nin 17.09.2003 gün ve M-1531 sayılı kararının iptaline, başvuru konusu marka tescil edilmiş ise terkinine, davalı şirketin "EVYAP" ibaresini unvanında kullanmasının menine ve sicilden silinmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurum tarafından alınan kararın usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin ticaret unvanını on yıldır kullandığını, müvekkilinin herhangi bir ürünün imalatını yapmadığını, yalnızca ev eşyaları ve çeyiz ürünleri sattığını, faaliyet sahalarının farklı olduğunu, "EVYAP" markasının tanınmış marka olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı markalarının asli unsurunun "EVYAP" ibaresinden oluştuğu, davalı başvurusunun da "EV-YAP" ibaresini esas unsur olarak içerdiği, dolayısıyla taraf işaretlerinin benzer oldukları, ancak bu işaretlerin farklı sınıftaki ürünlere yönelik bulundukları, mal kapsamları farklı olduğundan markalar arasında 556 sayılı KHK'nun 8/1-b maddesi anlamında iltibasın mevcut olmadığı, davacının "EVYAP" ibareli markalarının temizlik ürünleri sınıfında tanındıkları, bununla birlikte davalı şirketin markasını tescil ettirmek istediği sınıflar göz önüne alındığında davacının markalarının tanınmışlığından yararlanma veya tanınmışlığa ya da ayırt ediciliğe zarar verme ihtimalinin bulunmadığı, davacının ticaret unvanını 1969 yılında, davalı şirketin ise 1993 yılında tescil ettirdiği, bir bütün olarak değerlendirildiğinde tarafların ticaret unvanları arasında da farklılık bulunduğu, ayrıca davalı şirketin unvanını 1993 yılında tesciline ve yoğun biçimde kullanmasına 10 yıl gibi uzun bir süre sessiz kalan davacının unvan terkini isteminin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacı markasının tanınmış olduğunun tespiti, TPE YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ve unvan terkini istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davacı markasının tanınmış olduğunun tespiti istemi hakkında hükmün gerekçe kısmında herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın davanın reddine karar verilmiştir. Oysa gerek Anayasa'nın 141/3. maddesi gerekse HUMK'nun 388. maddesi uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. O halde, mahkemece, davacı tarafın markasının tanınmışlığına ilişkin istemi hakkında da olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.01.2012 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy