(6102 S. K. m. 4, 21)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23/12/2009 tarih ve 2008/315-2009/369 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 14.200 TL'nin altında bulunduğundan HUMK'nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi Can Sibel Meral tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı turizm acentesi ile yaptığı sözleşme gereğince 2003 sezonu için müşterilere verilen konaklama hizmeti karşılığının ödenmediğini, yapılan icra takibine de davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, konaklama bedelinin ödendiğini, reklamasyon alacaklarının bulunduğunu, faizin yasal faiz olması gerektiğini savunarak davanın reddini ve inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince davacının icra takibi yaptığı, davalının reklamasyon faturasına dayalı itirazının ise, davacının edimini eksik ve kusurlu ifa ettiği savunmasının kanıtlanamadığı, ayrıca davalının kendi müşterilerine reklamasyon iadesi yaptığını gösterir herhangi bir belgede ibraz edemediği, dolayısıyla taraflar arasında miktarı çekişmesiz olan asıl alacaktan herhangi bir indirim hakkı bulunmadığı, icra takibinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğu gerekçesiyle itirazın iptaline, davalı itirazının kötü niyetli yapıldığının kanıtlanamadığı kanaatiyle icra tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıda (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Ancak, davalı taraf takip tarihindeki faiz oranına itiraz ettiğine göre mahkemece bu savunma üzerinde durularak, davacı tarafın avans faizini aşan faiz talebinin dayanağının ne olduğu tespit edilip taraflar arasında daha yüksek faiz ödeneceğine dair sözleşme hükmü varsa buna göre ve kararlaştırılan oranda, yoksa tarafların sıfatına göre TTK. 4 ve 21 maddeleri uyarınca avans faizi nispetinde temerrüt faizine imkan verecek şekilde faize hükmetmek gerekirken, bu hususta herhangi bir gerekçeye yer verilmeksizin takipte %120 nisbetinde temerrüt faiz istenebilecek şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir
3.Davacı yönünden yapılan temyiz incelenmesine gelince; dava, sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkin bulunduğuna göre alacağın likit olduğunun kabulü gerekir. Bu itibarla mahkemece, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmetmek gerekirken, yerinde bulunmayan yazılı gerekçe ile bu husustaki istemin de reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bendde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, kararın (2) nolu bendde yazılı nedenle davalı (3) nolu bendde yazılı nedenle ise davacı yararına bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden taraflara iadesine, 23.01.2012 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy