(2004 S. K. m. 68/B, 257)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Edremit Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.02.2010 tarih ve 2010/7 - 2010/7 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz isteminde bulunan banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili, karşı tarafın borçlu ve kefil sıfatıyla kullandıkları kredinin ödenmediğini ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, borçlulardan M.'e hesap kat ihtarının tebliğ edilmemesi nedeniyle bu kişi yönünden ihtiyati haciz isteminin reddine, diğer borçlu yönünden 4.803,05 YTL için ihtiyati haciz kararı verilmiştir. Kararı, alacaklı banka vekili temyiz etmiştir.
İstem, genel kredi sözleşmesine dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İİK'nun 257. maddesinde ihtiyati haciz talep edebilmenin şartları sıralanmış olup, alacağın muaccel olması da şartlardan biri olarak öngörüldüğü gibi ayrıca istemin, alacaklının nakti alacağının varlığına delalet eden ve mahkemeye bu yönde oldukça kanaat veren ve İİK'nun 68/b maddesi anlamında olması yasal zorunluluk olmayan bir belgeye bağlı olması da gerekir.
Somut olayda taraflar arasındaki ilişki genel kredi sözleşmesinden doğmuş olup, ihtiyati haciz isteminde bulunan banka sözleşmenin kendisine verdiği yetkiyi kullanarak kredi alacağını muaccel kılmış ve bunu aleyhlerine ihtiyati haciz istenenlere 31.12.2009 tarihli ihtarname ile duyurmak istemiş, ancak borçlulardan E.'a adresinden taşınması nedeni ile fiilen tebligat yapılamamıştır.
Ne var ki borçlu E. kredi sözleşmesini kefil olarak imzalamış olup, sözleşmenin kefalet şerhinde adres değişikliğinin bankaya bildirilmemesi halinde sözleşmedeki adrese yapılacak tebligatın geçerli olacağının kabul edildiği belirtilmiş olup, sözleşme hükmünü tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırmış olmalarına ve İİK'nun 68/b.1. maddesi hükmüne göre adres değişikliklerinde önceki adrese yapılan tebligata geçerlilik tanınmış bulunması yönündeki yasal düzenleme gözetilerek sözleşme hükmünün 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı olmadığının kabulü ile hesap katına ilişkin ihtarnamenin sözleşmede gösterilen adrese gönderilmesi ve ulaşması suretiyle alacağın tüm borçlular bakımından muaccel hale gelmiş bulunmaktadır.
Bu durumda, alacağın rehinle temin edilmediği, muaccel hale geldiği ve nakdi nitelikte olduğu, ayrıca İİK'nun 68/b maddesi anlamında olması yasal zorunluluk olan bir belgeye bağlı olmasının gerekmediği de gözetilip, borçlu kefil hakkındaki istemin de kabulüne karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde borçlu kefil hakkındaki istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın ihtiyati haciz isteminde bulunan banka yararına BOZULMASINA, 06.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy