(1086 S. K. m. 101) (2004 S. K. m. 257)
Dava: Taraflar arasında görülen davada K. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.3.2010 tarih ve 2010/164 - 2010/164 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz talep eden vekili, hamili bulunduğu bononun, vadesi gelmesine rağmen ödenmediğini, 50.000 TL'lik kısmına dair daha önce ihtiyati haciz kararı verildiğini ileri sürerek, bakiye 1.950.000 TL'lik kısım için ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir.
Karşı taraf vekili, müvekkili aleyhine bonodan dolayı ihtiyati haciz kararı verildiğini, aynı senetten dolayı 2. kez ihtiyati haciz kararı verilmesinin istendiğini, senedin teminat senedi niteliğinde bulunduğundan ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini savunarak, istemin reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, ihtiyati hacze konu senet üzerinde teminat senedi olduğu açıklamasına yer verildiği ve neyin teminatı olduğuna dair ayrı bir sözleşme bulunduğu, teminata konu hukuki işlemin gerçekleşip gerçekleşmediğinin yargılamayı gerektirdiği, senet metninden anlaşılan def ilerin mutlak olduğu, herkese karşı ileri sürülebileceği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekili temyiz etmiştir.
İstem, bonoya dayalı ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. H.U.M.K.nun 101 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirin özel bir türü olan ihtiyati haciz, alacaklının para alacağını zamanında almasını sağlamak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına geçici bir süre el konulmasıdır. Hangi koşullarda ihtiyati haciz kararı verileceği İ.İ.K.nun 257. maddesinde hükme bağlanmıştır. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için, alacaklının, alacağın varlığıyla yasada belirtilen koşulların oluştuğu yönünde mahkemeye olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterlidir. Buradaki ispat, asıl davadaki gibi tam bir ispat değildir.
Somut olayda ihtiyati haciz istemine konu kambiyo senedinin incelenmesinde bononun tüm unsurlarını taşıdığı, istemde bulunanın lehdardan ciro yoluyla senedi devir alan yetkili hamil olduğu ve karşı tarafın keşideci sıfatını taşıdığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar bedeli teminatendir açıklamasına yer verilmiş ise de bu kayıt senedin bono vasfını ortadan kaldırıcı bir sonuç doğurmayacaktır. Ayrıca, ihtiyati haciz istemine de engel teşkil etmeyecektir. Bu durum karşısında, ihtiyati haczin niteliği, senedin bononun tüm unsurlarını taşıdığı ve vadesinin geldiği dikkate alınarak ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken açılacak borçlu olmadığının tespiti davasının konusunu oluşturabilecek bir davada tartışılması gereken sebeplerle istemin reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın ihtiyati haciz isteminde bulunan alacaklı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 15.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy