(6100 S. K. m. 27)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 12/03/2010 tarih ve 2010/51-2010/126 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Yapı Kredi Yaşam Sigorta A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erol Kaplan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalılardan sigorta şirketi arasında diğer davalı Y.. Sigorta Aracılık A.Ş. aracılığı ile 19.09.1996 tarihinden itibaren başlayan H.. Sigorta Sözleşmelerinin yapıldığını, primlerin ödendiğini, 2001 yılı son aylarında ayrılarak iştira bedelini tahsil ettiğini, sonrasında bir arkadaşı ile yaptığı görüşme sırasında eksik iştira bedeli tahsil ettiği şüphesiyle yaptığı araştırmada 1998 yılı priminin davalı sigorta kayıtlarında olmadığından eksik iştira bedeli ödendiğini fark ettiğini ileri sürerek, dava tarihi itibariyle bakiye reel iştira bedelinin tespiti ile şimdilik davacılardan H. için 4.000,00 TL, F. için 1.000,00 TL'nın temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile davacılardan H. için 2.346,30 TL F. için 1.843,94 TL'nın tahsilini istemiştir.
Davalılardan Y.. Sigorta Aracılık A.Ş. vekili, davanın pasif husumetten, diğer davalı sigorta şirketi vekili ise davanın esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar dava konusu edilen dört poliçeye ilişkin olarak davacı H. D. tarafından ibraname verilmiş ise de, davalı sigorta şirketinin yargılama sırasında 1998 yılına ait olan prim borcunun ödenmediğini savunduğu, daha sonra 12.09.2005 tarihli dilekçesi ile bu savunmasından vazgeçtiğini ve prim borcu karşılığı olarak verildiği iddia olunan çek bedelinin 1999 yılı prim borcuna mahsup edildiğini bildirdiği, ancak gerek sigorta şirketi kayıtlarından gerekse de davacı yanca ibraz olunan dekontlardan 1999 yılı için davalı tarafa 1.055,40 TL ödendiğinin anlaşıldığı, 1998 yılı prim borcuna karşılık çek ile yapılan 864 TL'ye tekabül eden iştira bedelinin ibraname kapsamında bulunmadığı, ayrıca davalının değinilen çek bedelinin prim tahsilatı olarak tahsil edilmediğini savunduktan sonra bu miktara tekabül eden iştira bedelinin ödendiğinin ve ibranamenin bu miktara tekabül eden kısmı kapsadığının düşünülemeyeceği gerekçesiyle davalı Y.. Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş. hakkındaki karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı sigorta şirketine yönelik davanın kabulüne, davacı H. D. için 2.346,30 TL'nin dava tarihinden itibaren, davacı F. için 1.834,94 TL'nin 02.09.2003 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı Yapı Kredi Yaşam Sigorta A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı Yapı Kredi-Yaşam Sigorta A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, yaşam sigorta poliçelerine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, mahkemece davacı H. D. tarafından verilen ibranamelerin 1998 yılı prim borcuna karşılık yapılan 864 TL'ye tekabül eden iştira bedelini kapsamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İbra, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda düzenlenmemesine rağmen, gerek uygulamada gerekse doktrinde borcu sona erdiren nedenlerden biri olarak kabul edilmektedir. Alacaklının, borçlu ile yaptığı bir sözleşme ile alacağından vazgeçerek borçluyu borçtan kurtarmasına ibra denilmektedir. Bir borç ilişkisinde ibranın varlığı halinde, o borcun sona erdiğinin kabulü gerekmektedir. Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, davacılardan H. D., 05.10.2001 tarihli belgede, poliçe numaralarını belirtmek suretiyle söz konusu poliçelerden dolayı davalıyı ibra etmiştir. Anılan ibraname altındaki imzanın sahteliği ya da başka bir nedenle ibranamenin sakat olduğu da ileri sürülmediğine göre, artık dava konusu edilen poliçeler nedeniyle davacı H. D.'ın davalı sigorta şirketinden bir alacağı kalmamıştır. Açıklanan durum gözden kaçırılarak, davacı H. D. yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, mümeyyiz davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Yapı Kredi Yaşam Sigorta A.Ş.'ye iadesine, 17.01.2012 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy