(2709 S. K. m. 36) (6762 S. K. m. 711) (1086 S. K. m. 73)
Dava ve Karar: Hasımsız olarak görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.05.2010 tarih ve 2010/161-2010/150 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Vedat Yalçın tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkillerine ait hesaplardan verilen çek koçanlarındaki ayrıntıları dava dilekçesinde açıklanan bir kısım çek yapraklarının kaybedildiğini ileri sürerek, bahsi geçen çeklerin iptalini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; keşideci olan davacıların zayi nedeniyle çek iptali davası açamayacakları, esasen söz konusu çek yada çeklerin bankaya ibrazı veya herhangi bir şekilde ortaya çıkması yada bu çeklere dayalı olarak davacılar aleyhine icra takibi yapılması halinde dahi, davacıların menfi tespit davası açmaları mümkün olduğu, bu halde çek iptali davası açmalarında davacıların hukuki yararları bulunmadığı, TTK.nun 711/son maddesinde yapılan değişikliğin keşideciye zayi nedeniyle çek iptali davası açma hakkı verildiği şeklinde değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı; davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, çek iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile tensiben davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 73. maddesi ve Anayasanın 36. maddesi hükmü uyarınca, kanunun gösterdiği istisnalar dışında hakim, her iki tarafı dinlemedikçe veyahut sav ve savunmalarını bildirmeleri için yasal şekillere uygun olarak davet etmedikçe karar veremez. Hasımsız davalar bakımından ayrı bir durum söz konusu değildir. Yasanın bu açık hükmüne aykırı olarak mahkemece usulüne uygun duruşma günü tebligatı yapılmayarak, davacının ortaya koyacağı deliller toplanıp sav ve savunma çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davanın duruşma açılmaksızın davacının yokluğunda sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan sebeple hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle sair temyiz nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2012 tarihinde oyçokluğu ile, karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Temyiz incelemesi yapılan dava, TTK.'nun 730/20 maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 669. ve devamı maddelerine göre, hasımsız olarak açılmış, zayi nedeniyle çek iptali davasıdır.
Mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, keşideci tarafından açılan zayi nedeniyle çek iptali davasının reddine karar verilmiştir
Dava dilekçesindeki açıklamadan, dava konusu edilen çeklerin bir kısmının keşidecisinin davacı şirket, bir kısmının keşidecisinin davacı şirket yetkilisi olduğu anlaşılmaktadır. Temyiz dilekçesindeki açıklamalar da, bu hususu teyit etmektedir.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, zayi nedeniyle, hasımsız olarak açılan çek iptali davasının, çek üzerinde hak sahibi olan hamil tarafından açılması gerektiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davacının, keşideci veya çek üzerinde hak sahibi olan hamil olup olmadığı, dava dilekçesindeki açıklama ile varsa eklerinden anlaşılamıyorsa, bu hususun açıklığa kavuşturulması amacıyla, duruşma açılması ve davacıdan bu konuda açıklama istenmesi gerektiği konusunda kuşku yoktur. (HUMK.'nun 75/2., 6100 sayılı HMK'nun 31.maddeleri)
Çözümlenmesi gereken husus, dava dilekçesi ile varsa eklerinden, davacının iptalini istediği çeklerin, keşidecisi olduğu açıkça anlaşılan hasımsız çek iptali davalarında, duruşma açılmasının zorunlu olup olmadığı hususudur.
HUMK.'nun 73. maddesine göre, Kanun'un gösterdiği istisnalar dışında hakim, her iki tarafı dinlemeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için, usulüne uygun davet etmeden hüküm veremez.
Bu husus, 6100 sayılı HMK.'nun 27. maddesinde "Hukuki dinlenilme hakkı" başlığı altında düzenlenmiştir. Adı geçen maddeye göre bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 73. maddesindeki düzenleme, çekişmeli yargıya konu davalara ilişkindir. Çekişmesiz yargıda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu değildir. Özellikle "ihtilaf (çekişme) yokluğu kıstasına" göre çekişmesiz yargıya giren işlerde, karşı taraf (ilgili) bulunmadığından, duruşma yapılmasına da gerek yoktur. (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: 2, Altıncı Baskı, Sayfa:1875)
Somut olayda, davacıların, dava konusu çeklerin keşidecisi olduğu, dava dilekçesindeki açıklamalardan açıkça anlaşıldığı gibi, temyiz dilekçesinde de, bu husus teyit edilmiş ve çekini kaybeden keşidecinin, iptal davası açmasına yasal engel olmadığı belirtilmiştir.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, keşideci tarafından zayi nedeniyle çek iptali davasının açılması mümkün değildir.
Çekişmesiz yargı konusu olan ve davacıların keşideci olması nedeniyle, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, reddine karar verilmesi gereken bir davada, duruşma açılmasının sonuca etkisi olmayacaktır. Dolayısıyla, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, davanın tensiben reddedilmiş olmasında, adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırılıktan söz edilemeyecektir.
Bu nedenlerle, sonucu itibariyle usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan, Dairemizin aksi yönde oluşan sayın çoğunluğunun bozma kararına katılamıyorum.18/01/2012 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy