(1163 S. K. m. 27) (7201 S. K. m. 21)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.05.2008 tarih ve 2007/44-2008/399 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatif ortağı bulunan müvekkilinin haksız olarak ortaklıktan çıkarıldığını ileri sürerek, davalı kooperatif yönetim kurulunun 02.10.2006 tarih ve 155 sayılı ihraç kararının iptalini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının dava dışı A. K.'dan hissesini devralarak ortak olduğu, yönetim kurulunca davacının daireler bitene kadar ödeme yapmayacağına karar verilmişse de genel kurulca onaylanmayan bu kararın geçersiz olduğu, süresinde yapılan ihtarlar sonucu alınan ihraç kararının yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesinde, aidatlarını geciktiren ortağa iki ihtarın yapılması gerektiği öngörülmüştür. Somut uyuşmazlıkta da davacı ortağa on ve otuz günlük süreleri taşıyan iki ihtar gönderilmiştir. Ancak 1163 sayılı Yasa'nın 27. maddesine göre, ikinci ihtardaki bu sürenin bir ay olması gerektiğinden ve ikinci ihtarın tebliğ edildiği ayın da 31 gün olması dolayısıyla ikinci ihtarnamede davacıya otuz günlük süre verilmesi yasaya aykırıdır.
Yine dava konusu ihtarnamelerde davacıdan talep edilen aidat ve gecikme faizi alacağının hangi aylara ilişkin olduğunun belirtilmemesi de anılan ihtarnamelerin usulsüz olması sonucunu doğurur.
Ayrıca 27.07.2006 tarihinde keşide edilen ilk ihtarname davacıya Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Ancak anılan hüküm uyarınca tebliğ memurunun adreste neden bulunulmadığını bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtardan tahkik ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak tevsik etmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta ise anılan tebligat belgesinde komşunun imzası alınmadığı gibi imzadan imtina ettiği de belirtilmemiştir. Bu kurala riayet edilmeden yapılan tebliğ işlemi de geçersiz olup, anılan ihtarnameye dayanılarak ihraç kararı verilemeyeceği de tabiidir.
O halde Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesine göre, davacıya borcunu bildirir ihtarlar, yukarıda açıklanan nedenlerle usulüne uygun olmadığından, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy