(818 S. K. m. 126)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30/09/2009 tarih ve 2005/110-2009/494 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.01.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. S. A. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Mutlu Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketteki hisselerini devrettiğini, devralanların şirket yönetimine geçtikten sonra müvekkilinin davalı şirketten olan alacağını da ödemediklerini, müvekkilinin davalı şirketten 79.250,00 TL üzerinde bir alacağının bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılan davada 5.100,00 TL'nin 10.08.2003 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 06.04.2009 tarihinde yapılan ıslah ile de toplam alacak miktarı olan 79.250,00 TL'nin temerrüt tarihlerinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin eski ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan davacıya müvekkili şirketin borcunun olmadığı gibi davacıdan alacaklı bulunduğunu, davacının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde ekonomik olarak zor durumda olan şirketin bütün hisselerini devralan yeni hissedarların şirkete yatırım yaparak şirketin değerini artırmalarından sonra davacının şirketten haksız kazanç temin etmek maksadıyla çeşitli davalar açtığını, açılan bu davanın da hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, yapılan ıslaha karşı sunduğu beyanında ise davacının ıslah isteminin Borçlar Kanunu'nun 126/4. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, davacıya ödeme yapılması yönünde bir taahhütte bulunulmadığını savunarak, ıslah isteminin reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ticaret sicil dosyasınaintikal ettirilmiş bulunan ve davacının ortaklığı ve yöneticiliği devretmesinden önceki döneme ait olan 2001 ve 2003 yılı bilançolarından davacının şirkete borç vermesi nedeniyle şirketten 79.250,00 TLalacaklı olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle dava dilekçesindeki talebe konu 5.100,00 TL için davanın kabulünün gerektiği, ıslaha karşı ise davalının zamanaşımı def'inde bulunduğu, davalının zamanaşımı def'ine karşı davacının adi şekilde düzenlenmiş olan 30.03.2003 tarihli belgeye dayandığı, davacı tarafın sonradan sunduğu bu belgenin daha önce düzenlendiğine dair herhangi bir resmi kayıt bulunmadığı, adi şekilde düzenlenen sözkonusu belgenin her zaman sonradan düzenlenmesininmümkün olduğu, belgenin davacınıniştirakiyle davacı lehine düzenlenmiş olması ve yargılama safahatının son aşamasında sunulması itibariyle sözkonusu belgeye itibar edilemeyeceği, bu durumda davacının zamanaşımını aşmaya yönelik bu belgeye değer verilemeyeceği, kaldı ki sözkonusu belgede davacı kendisiyle işlem yapmış olduğundan belgenin bu yönüyle de geçersiz bulunduğu, davacının alacağının Borçlar Kanunu'nun 126/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmasından sonra istemesi nedeniyle ıslaha konu miktar yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile, 5.100,00 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, faiz başlangıç tarihi hakkındaki fazlaya ilişkin istemin reddi ile ıslaha konu istemin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı tarafından davalı şirkete borç olarak verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.Davacı davalı şirketin eski ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, ortak ve yönetici olduğu dönemde şirkete borç para verdiğini, şirket yararına harcamada bulunduğunu ileri sürerek açtığı kısmi davada yargılama sırasında yapılan ıslah ile toplam 79.250,00 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
Bir ortak veya yöneticinin ortağı ve yöneticisi olduğu şirkete borç para vermesi, şirket yararına kendi parasını kullanarak harcamalar yapması, şirket harcamalarını kendi malvarlığından karşılaması ticari yaşamda olağan bir durumdur. Böyle bir durumda şirketin kendi malvarlığından harcama yapan ortak veya yöneticisine talepte bulunması halinde bunu ödemesi gerekmektedir. Hukuk düzeninin şirketlere şirkette pay sahibi olan ortaklarından ayrı bir kişilik tanımış olmasının sonucu olarak şirketler ortaklarından ayrı bir malvarlığına, gelirlere, giderlere, hak ve borçlara sahiptir. Şirketlerin hak, alacak ve borçlarının saptanmasında esas alınan temel belgeler ise şirket kayıtları olup, özellikle şirket defterlerinde veya şirket yetkilileri tarafından düzenlenen kayıt ve belgelerde yazılı bulunan bir borcun şirket tarafından benimsendiği sonucuna varılarak şirketin bunu ödemekle yükümlü olduğu kabul edilir. Özellikle üçüncü kişilere karşı olan borçların tespitinde şirket defter ve kayıtlarında geçen şirket aleyhine olan hususlar bu bakımdan büyük önem taşımakta olup, yasal olarak da bu kayıtlara hukuki sonuçlar bağlanmıştır. Ancak, bir şirketin yöneticisi veya yetkilisi gibi şirketin defter ve kayıtlarını kendi elinde bulunduran, bunları düzenlenme, takip ve denetim yetkisi olan, defterlere kendi yararlarına kayıt yapması veya kendi yararlarına şirket zararına bir belge oluşturması çok kolay olan bu kişilerin şirketten bir talepte bulunmaları halinde bu hususta sadece soyut olarak şirket kayıtlarına dayanmaları, kendilerine yarar sağlayan şirket kayıtları uyarınca istemde bulunmalarında sırf şirket kayıtları dayanak alınarak ortak veya yöneticinin talebi haklı bir talep olarak kabul edilemez. Bu durumda, bir şirket yöneticisi veya ortağı şirketten bir istemde bulunduğunda sadece şirket kayıtları değil, böyle bir kayda dayanak oluşturan bilgi, belge ve makbuzların da ortaya konulması suretiyle kaydın dayanağının geçerli bir şekilde ispat edilmesi, soyut kaydın somut ve geçerli delillere dayandırılması gerekmektedir. Aksi takdirde, somut delillerle desteklenmeyen veya yapılan genel kurullarda açıkça tartışılarak kabul edilmemiş bir kayıta dayanarak şirkete karşı alacak iddiasında bulunan ortak veya yöneticinin talebi hukuken haklı bir talep olarak kabul edilemez.
Yapılan bu genel açıklamalar dikkate alınmak suretiyle somut olaya gelindiğinde, mahkemece davacının şirkete borç olarak verdiğini ileri sürdüğü miktarın sadece şirket kayıtlarına dayalı olarak kabul edildiği anlaşılmıştır. Oysaki davalı şirketin eski ortağı ve yöneticisi olan davacının kendi malvarlığından şirkete verdiğini iddia ettiği ve şirket kayıtlarında alacaklı olarak gözüktüğü parayı şirkete ne şekilde verdiğini, talep hakkının ne şekilde doğduğunu ortaya koyan harcama belgelerini, banka havalesi, makbuz gibi yazılı belgeleri ibraz etmek suretiyle soyut kaydı somut delillerle ortaya koyması, ispat etmesi gerekmektedir. O halde mahkemece, davacıya şirket kaydında geçen ve şirketi kendisine karşı borçlu olarak gösteren kaydın dayanağını oluşturan delillerini ibraz etmesinin istenerek sonucuna göre davacının gerçekten davalı şirkete karşı ileri sürebileceği haklı bir talebinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken, davacının yöneticisi olduğu döneme ilişkin bulunan şirket kayıtlarına dayalı olarak davalı şirketten alacaklı olduğuna karar verilmesi doğru görülmemiş, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 19.01.2012 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy