(4721 S. K. m. 692) (1086 S. K. m. 275) (556 S. KHK. m. 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 3.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.03.2008 gün ve 2006/46-2008/104 sayılı kararı onayan Daire’nin 26.03.2010 gün ve 2008/7209-2010/3394 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, davacılar ile davalı .....’un amca çocukları olduğunu, Kebapçı İskender/İskender Kebap asıl unsurlu ticaret ve hizmet markalarının 1867’den beri dedelerince tanıtılıp meşhur edildiğini, 26.12.1996 tarihinde toplam 8 adet ticaret ve hizmet markasının davacılar ve davalı .....’un da bulunduğu mirasçılar adına müşterek hak sahipliği tesis edilmek suretiyle tescil edildiğini, “İskender” ve “Kebapçı İskender” markalarının tanınmış marka olduğuna dair 13.02.2002 tarihli mahkeme ilamı bulunduğunu, “İskender” markasının TPE’nce de tanınmış marka olarak ilan edildiğini davacılar murisi .....’nun 18.05.1967 tarihinden beri “Kebapçı İskender” ibaresini ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullandığını, başlangıçta marka tescili olmayan Kebapçı İskender/İskender Kebap ibarelerinin 3. kişilerin tecavüzlerine karşı korunması için birlikte davalar açtıklarını, davalı .....’nun müşterek markalar ile iltibas yaratan ve TMK’nun 692. maddesine aykırı olan marka tescilleri yaptırarak kötüniyetli davrandığını ve tanınmış markadan tek başına yararlanmak istediğini, kendisi ve ortağı olduğu diğer davalı şirket adına 2003 ve 2004 yıllarında tecil başvuruları yaptığını ve “Aleksander’s Kebap” markasını davalı şirket adına 2003 tarihinde tescil ettirdiğini, bu kelimenin “İskender” anlamına geldiğini ileri sürerek davalı ..... adına olan “Kebapçı İskender/İskender” esas unsurlu 1994/156397, 1995/157729, 1996/174030, 1996/174168 sayılı dört adet marka tescilinin ve davalı şirket adına olan 2003/5563 sayılı “Aleksander’s Kebap” ibareli markanın hükümsüzlüğüne, mümkün olmadığı takdirde “Kebapçı İskender/İskender” esas unsurların davalıların marka tescillerinden çıkartılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, tescilde öncelik hakkının davalı .....’da olduğunu, tescilde kötüniyet olmadığından davanın süre yönünden reddi gerektiğini, uzun süre sessiz kalma nedeniyle davacıların dava açma haklarını kaybettiğini, müşterek marka ile dava konusu markaların aynı ya da benzer olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüyle davalılar adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne ilişkin olarak verilen karar Dairemizce onanmıştır.
Davalılar vekili, karar düzeltme talep etmiştir.
HUMK’nun 275. maddesine göre, çözümü özel ve teknik bir bilgiyi gerektiren haller de bilirkişi görüşüne başvurulmalıdır. Oysa, somut olayın özellikleri itibariyle uyuşmazlığın çözümü hakimin hukuki bilgisi dahilinde olduğundan mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
“Kebapçı İskender/İskender” asıl unsurlu 1994/156397, 1995/157729, 1996/174030, 1996/174168 ve 1996/174168 sayı ile tescil edilerek 2004 ila 2006 yıllarında yenilenen dava konusu markaların ilk kez davalı ..... tarafından tescil ettirilmesine karşın, söz konusu ibarenin tarafların dip murisi K4 tarafından oluşturularak 29. sınıf döner kebap emtiası ve 42. sınıf lokantacılık hizmetlerinde kullanılması ve ölümünden sonra da tarafların miras bırakanları ve çocukları tarafından tescilsiz kullanımına devam edilmesi ve daha sonra taraflarca müştereken hizmet markaları olarak tescil ettirilmesi nedeniyle, davalı .....’nun ilk tescilden kaynaklanan bir öncelik ve korunması gereken üstün hakkı bulunduğuna ilişkin savunmasının kabulü mümkün değildir.
Dava dışı …tarafından tescil ettirilen 1994/151211 sayılı “Kia … KEBAPÇI İSKENDER” ibareli marka ise, işbu davanın konusunu oluşturmamakla birlikte, anılan markanın 1/2 payının davacılar murisine devrine ilişkin 10.05.1996 tarihli devir sözleşmesinde “KEBAPÇI İSKENDER” ibaresinin marka sahibinin inhisarında olmayıp, dip muris …..’den intikal eden markanın veraseten hak sahipleri adına tescili gerektiği belirtildiğinden, davacıların dip muristen gelen marka haklarına dayanmaları nedeniyle işbu davanın açılmasının çelişkili davranış yasağına aykırılık oluşturduğundan da söz edilemeyecektir.
Öte yandan, taraflar arasındaki uyuşmazlık 556 Sayılı KHK’nin 42. maddesine dayalı hükümsüzlük davası olup, mahkemece de bu yönde hukuki nitelendirme yapılarak karar verildiğine ve esasen haksız rekabete yönelik bir talep de bulunmadığına göre, karar düzeltme dilekçesinde belirtilen tescilli bir markanın hükümsüz kılınıncaya kadar ki kullanımının haksız rekabet oluşturmayacağını ilişkin Dairemiz kararlarının somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmamaktadır. Yine, davalılar aleyhine 06.02.2006 tarihinde açılan davada 2004-2006 tarihleri arasında yenilenen dava konusu markalarla ilgili hak düşürücü süre ve sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin değerlendirmenin dava konusu markaların yenileme tarihlerine göre değil, tescil tarihlerine göre yapıldığı karar içeriğinden anlaşılmaktadır.
Ayrıca, tarafların müştereken malik oldukları “Kebapçı İskender/İskender” asıl unsurlu 1996/174101, 174102, 174103, 174104, 17405, 174032, 174162 ve 174163 sayılı ferdi hizmet markalarının ayırt edici karakterini değiştirmeden, söz konusu markalarla birlikte “dip murisleri İskender efendiyi tasvir eden şekil” ve “1867” kuruluş yılı gibi ortak unsurlar ve kendi isimlerinden oluşan tanıtıcı işaretlerin her bir müşterek malik tarafından fiilen ayrı ayrı çalıştırdıkları işyerlerinde kullanılması mümkün olmakla birlikte; söz konusu markalar müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olacağından diğer maliklerin izni olmadan davalı .....’nun aynı ibare üzerinde bağımsız marka hakkı oluşturacak ve 556 sayılı KHK hükümlerine göre marka tescilinin sahibine tanıdığı hak ve yetkileri tek başına kullanması sonucunu doğuracak şekilde kendi adına marka tescili yaptırması mümkün bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan gerekçeye ve Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin karar düzeltme iteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 16.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)