(6100 S. K. m. 266)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.11.2009 tarih ve 2008/317-2009/515 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erhan Köse tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı S.'in genel kredi sözleşmesi gereğince 30.000 TL kullandığını, diğer davalının ise müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini ileri sürerek, şimdilik 7.000 TL'nın cari kredi temerrüt faizi üzerinden işleyecek faizi ve BSMV ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle talebini 46.726,25 TL'na yükseltmiştir.
Davalı E. İ., sözleşmeyi kefil olduğunu bilmeden imzaladığını, davayı kabul etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı bankanın dava tarihi itibariyle 46.726,75 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, anılan miktarın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, temyize konu uyuşmazlık ödenmeyen kredi borcuna mukabil davacı bankanın hangi oranda faiz talep edebileceği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın 46.726,75 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davacı vekili bilirkişi raporuna itirazında, faiz miktarının % 33,15 olarak hesaplandığını, genel kredi sözleşmesinde faiz değişikliklerine ilişkin hüküm bulunduğunu belirtmiş ve buna ilişkin olarak da bankanın değişik tarihlerdeki faiz oranlarına ilişkin kayıtları ibraz etmek suretiyle ciddi itirazlarda bulunmuştur. Ancak, mahkemece bu itirazlar değerlendirilmeden hüküm tesis edilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, bilirkişiden ek rapor veya yeni bir bilirkişiden rapor alınarak, davacının faiz hesabına ilişkin ciddi ve sonuca etkili itirazları değerlendirilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın anılan taraf yararına bozulmasına, 23.01.2012 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy