(1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Keşan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11/03/2010 tarih ve 2009/208-2010/149 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erhan Köse tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkil şirketin ortağı olduğunu, mağazadaki tekstil ürünlerini zorla alarak kendi mağazasına götürdüğünü, bu malları satmak suretiyle şirket ortaklarının haklarına tecavüz ettiğini, açmış oldukları tespit dosyasında eşyaların yedi emine teslim edildiğini ileri sürerek, davalının yarattığı muarazanın önlenmesini, malların şirkete iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tespite konu eşyaların davacıya teslim edildiğini, davanın konusuz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, dava konusu eşyaların davacıya teslim edilmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı, davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği gerekçesiyle, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirkete ait emtiaların davalı şirket ortağı tarafından rıza dışında alınmasından kaynaklanan, muarazanın önlenmesi ve emtianın iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece davaya konu malların davacı tarafından davadan önce teslim alındığı kabul edilerek davanın konusuz kaldığına hükmedilmiştir. Karar davacı yan vekilince gerekçesi yönünden temyiz edilmemiş, davalı yan vekili ise sadece yargılama giderleri ve vekalet ücretine yönelik temyiz isteminde bulunmuştur. Bu durumda, dava konusu emtianın davadan önce davacı yana teslim edilmiş olduğu olgusunun taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı açıktır. Şu halde, mahkemenin davanın açılmasına davalı yanın sebebiyet verdiği yolundaki gerekçesi ve kabulü yerinde olmayıp buna bağlı olarak yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalı yanın sorumlu tutulması doğru değildir. Bu nedenle, davalı vekilinin bu hususa yönelik temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının davalı yan yararına bozulmasına karar vermek gerekmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirir nitelikte bulunmamış, HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın hüküm fıkrasının 3. ve 4. bentlerinin karardan çıkartılmasına, çıkartılan bu bentler yerine "Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı yan lehine vekalet ücreti tayin ve takdirine yer olmadığına," ibaresinin 3. bent olarak hükme eklenmek suretiyle hükmün DÜZELTİLMİŞ BU HALİYLE ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2012 tarihinde oyçokluğu ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy