(818 S. K. m. 106, 108) (3095 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04/02/2010 tarih ve 2009/164-2010/56 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Murat Azaklı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı-karşı davalı vekili, müvekkili ile davalı arasında web sayfası yapılması konusunda 20.09.2008tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşme gereğince davalı şirkete 5.000. USD ödendiğini, sözleşmede teslim süresinin 5 - 7 hafta arasında olduğunun belirtildiğini, dokümanların teslim tarihi olan 23.09.2008 tarihinden itibaren 4 ay 13 gün geçmesine rağmen web sayfasının, davalı şirket tarafından bitirilmediğini, eksiklerin giderilmesi için 06.02.2009tarihinde ihtarname gönderildiğini, buna karşın davalının 10.02.2009 tarihindeki ihtarnamesi ile web sayfası ile ilgili CD'nin 21.11.2008 tarihinde müvekkiline teslim edildiğinin belirtildiğini, CD'de halen eksikler olduğunu ve giderilmediğini, davalının müvekkili şirketin ilk ihtarı üzerine web sayfasını keyfi olarak ve fiilen kapattığını, davalının tek taraflı olarak sözleşmeyi fiilen fesih yoluna gittiğini ileri sürerek davalının müvekkili şirketten yersiz tahsil ettiği 5.000.USD ile 9.440.USD cezai şart olmak üzere toplam 14.440 USD'nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, sözleşme kapsamında davacının talep ettiği hizmetlerin verildiğini, 21.11.2008 tarihinde CD'nin sunulduğunu, aradan 4 aya yakın süre geçtikten sonra ihtarla ayıp ihbarında bulunulduğunu, davacının 4.440 USD'lik borcunu ödemediğini savunarak asıl davanın reddini, 4,440 USD'nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, 20.04.2009 tespit tarihi itibariyle sitenin yayına kapalı olduğu, taraflar arasında akdi ilişki bulunduğu ve 5.000,00 USD'nin davacı tarafından ödendiğinin sabit olduğu, davalının toplam 9.440,00 USD karşılığında web sitesi yapımını üstlendiği, 3.000,00 USD'lik ikinci kısmının teslim şartına, 1.440,00 USD miktarlı son kısmının ödenmesinin sitenin internet ortamında kusursuz çalıştığının saptanması şartına bağlandığı, sitenin teslim süresinin dokümanların tesliminden itibaren 5-7 hafta olarak belirlendiği, teslimin 21.11.2008 tarihinde gerçekleştirildiği, CD'nin mevcut haliyle 9 hafta içerisinde teslim edildiği, iki haftalık gecikmenin normal karşılanması gerektiği, ancak CD içeriğinde web sitesi kurulması için sözleşmede belirtilen bazı hususların eksik olduğu, davalı tarafça üstlenilen edimin ancak %70'inin gerçekleştirildiği, 06.02.2009 tarihli davacı ihtarında eksikliklerin giderilmesi için üç günlük süre verildiği, davacının ihtarla ek süre de tanıyarak BK 106. maddede öngörüldüğü şekilde ve kısmi ifayı kabul etmeyerek sözleşmeyi sona erdirme seçimlik hakkını kullandığı, davacının BK 108. maddesi uyarınca da tediye ettiği şeyi istirdada hakkı olduğu, ancak sözleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalktığı için fer'i nitelikteki cezai şart alacağının sona erdiğinin kabulü gerektiği, cezai şart bir dönme cezası olarak kararlaştırılmadığından davacının cezai şart talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava, sözleşme uyarınca verilen avansın iadesi ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şartın tahsili, karşı dava ise sözleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 06.02.2009 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği gerekçesiyle cezai şartın istenemeyeceği sonucuna ulaşılmışsa da, 06.02.2009 tarihli ihtarnamede belirtilen süreden sonra davacının sözleşmeyi feshettiği kanıtlanmış değildir. 06.02.2009 tarihli ihtarname, sözleşmedeki şartların 3 gün içinde yerine getirilmesi, aksi takdirde sözleşmenin feshedileceğine dair beyanı içermekte olup, bu haliyle sözleşmenin ifası için verilen bir mehil belgesi mahiyetindedir. Bu ihtarnameden sonra davacı tarafından sözleşmenin feshi hususunda çekilen bir ihtarname de bulunmadığına göre, mahkemenin sözleşmenin davacı tarafından feshedildiğine ilişkin gerekçesi doğru değildir.
Taraflar arasındaki sözleşmede bulunan "sözleşmenin sona ermesi" başlıklı bölümde davacının cezai şart talebinde bulunabileceği ve davalıya ödenen avansın geri istenebileceği düzenlendiği halde, mahkemece cezai şart bedelinin tahsiline ilişkin istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2012 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy