(Uluslar Arası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme (Varşova Konvansiyonu m. 26)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20/01/2010 tarih ve 2008/275-2010/16 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Duygu Süzer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı ilaç hammaddesinin davalı Türk Hava Yolları tarafından 09/03/2007 tarihinde İsviçre'den İstanbul'a nakliyesinin yapıldığını, tahliye işlemi sırasında 2 bidon emtianın hasarlı olduğunun tespit edildiğini, 86.292,53 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, şimdilik 35.000 TL tazminatın ödeme tarihi olan 01/08/2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının süresi içerisinde ihbarda bulunmadığı, davanın esasını kabul etmemekle birlikte sınırlı sorumluluklarının olabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının yaptığı taşıma sırasında emtianın tahliye aşamasında zarara uğradığı sabit olsa da, Varşova Konvansiyonunun 26. maddesi gereğince yükün alıcıya ulaştırılmasından itibaren 14 günlük hak düşürücü süre içerisinde ihbarda bulunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalı taşıyıcı tarafından İstanbul Atatürk Havalimanında THY kargo memurları tarafından zarar gören emtia ile ilgili düzenlenen tarihsiz tutanağın, uyuşmazlık konusu hava taşıması ile taşınan emtianın varma limanına ulaştığı sırada ve her halükarda alıcı sigortalıya tesliminden önce düzenlendiğinin kabulü gerekir. Her ne kadar Varşova Konvansiyonu'nun 26. maddesinde yükün alıcıya ulaşmasından itibaren 14 günlük hak düşürücü süre içinde hasar ihbarı yapılması gerektiği düzenlenmiş ise de, ihbarın yapılmamış olması hasarın meydana gelmediğine dair karine oluşturur ve bu karinenin aksi de davalı tarafça düzenlenen tarihsiz tutanakla kanıtlanmıştır. Bu durumda, davalıya ayrıca ihbar yapılması gerekmediğinden, mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın hak düşürücü süreden reddi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2012 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy