(1086 S. K. m. 388)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15/10/2009 tarih ve 2008/591-2009/476 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/01/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. H. K. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı banka nezdinde müvekkili E. Ö.'ın şahsi mevduat hesabının bulunduğunu, müvekkilinin bu hesap için kredi kartı alarak kullandığını, yine müvekkili ile davalı banka arasında tüketici kredi sözleşmesi akdedildiğini ve aylık taksitlerin Haziran 2008'e kadar düzenli olarak ödendiğini, bakiye borcunun 5.596,00 YTL olduğunu, müvekkili E. adına tahsil edilmesi amacıyla davalı bankaya 17 adet bononun teslim edildiğini, davalı banka nezdinde müvekkili şirkete ait ticari mevduat hesabının da bulunduğunu, bu hesap için şirket adına kredi kartı alınarak Haziran 2008 başına kadar kullanıldığını, davalı banka ile müvekkili şirket arasında yapılan kredi sözleşmesi uyarınca müvekkili şirkete ait araca rehin konulduğunu ve aylık kredi taksitlerinin düzenli olarak ödendiğini, müvekkili şirket adına tahsil edilmesi amacıyla davalı bankaya 45 adet bononun teslim edildiğini, ancak davalının müvekkiline ait kredileri müvekkiline hiçbir bildirim yapmadan ve gerekçe göstermeden mevduat hesabındaki paradan alarak kapattığını, davalının müvekkillerine ait hesaplara ilişkin hiçbir hesap hareketini, tahsilatı, ödemeleri müvekkiline bildirmediğini ve müvekkilinin davalıya verdiği hiçbir yazılı talimatı da uygulamadığını, haksız ve usulsüz uygulamalar yaptığını, müvekkillerinin davalıya tahsil amacıyla verdikleri bonolardan vadesinde bedeli ödenmeyen protestolu bonoların iade edilmediğini ve bilgi de verilmediğini, müvekkili şirketin ticari mevduat hesabına ait kredi kartının hiçbir borcu olmamasına ve ödemelerini geciktirmemiş olmasına rağmen davalının bu kredi kartının kullanılmasını haksız olarak engellediğini, yine müvekkili E.'ya ait kredi kartına davalı banka tarafından el konulduğunu, müvekkili şirkete ait mevduat hesabındaki nakit paradan E. Ö.'ın tüketici kredisi aylık taksitlerinin ve kredi kartı aylık ödemelerinin virman yapılarak ödenmesine ilişkin olarak verilen talimatların da davalı banka tarafından uygulanmaması sonucu müvekkilinin zarara uğratıldığını, davalının müvekkillerine ait hesaplara, kredi kartlarına, tahsil için verilen bonolara ve bedellerine el koyması ile kredi hesaplarını kapatarak tüm bakiye borcun ödenmesi isteminde bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, müvekkillerine ait hesaplarda bulunan nakit paranın müvekkillerine ödenmesini, davalıya tahsil amacıyla verilmiş bulunan toplam 62 adet bononun protesto olanlarının protesto evrakıyla birlikte müvekkiline iade ve teslimini, mümkün olmadığı takdirde bedelinin davalıdan faiziyle tahsilini, müvekkillerinden E.'nun kredi kartı borcuna faiz ve temerrüt faizi tahakkuk ettirilmemesi gerektiği ile yine E.'nun tüketici kredisi sözleşmesinde temerrüdünün oluşmadığının ve kredi hesaplarının kapatılması gerekmediği ile tüm borcun muaccel hale gelmediği hususlarının tespiti ile bunlardan dolayı müvekkillerine çıkarılan borçlardan müvekkillerinin sorumlu olmadığının tespitini ve müvekkillerine ait kredi kartlarının iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının gerçek dışı ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili bankanın protesto olan senetlerine ilişkin toplam alacağının 164,31 TL olup, bu bedelin ödenmesi halinde toplam 30 adet senedi davacı şirkete iade etmeye hazır olduklarını bildirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların aldıkları kredileri ve kredi borçlarını ödeyemeyerek temerrüde düştükleri, yapılan protesto masraflarına kendilerinin sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 164,31 TL protesto masrafının davacı şirketin ticari mevduat hesabındaki 7.179,74 TL'den düşülerek bakiye 7.015,43 TL'nin bu davacıya iadesine, davacı tarafın davalıya verdiği tahsil ve teminat senetlerinin davalı banka tarafından davacı tarafa verilmesine, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacılara ait hesaplarda bulunan paranın ödenmesi, davalı bankaya tahsil amacıyla verilmiş toplam 62 adet bononun protesto edilmiş olanların protesto evrakıyla birlikte iade ve teslimi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili ile diğer istemlere ilişkindir.
Mahkemece, davacı şirketin davalı banka nezdindeki ticari mevduat hesabında mevcut olan paradan protesto olan bonolara ilişkin olarak yapılan protesto giderleri indirilmesinden sonra kalan miktarın davalı bankadan tahsiline karar verilmiş ise de davalı banka tarafından yapılan temyizde hüküm altına alınan 7.015,43 TL'nin dava tarihi itibariyle davacı şirketin hesabında bulunduğunu ancak davadan sonra sözkonusu paranın davacılar yararına kredi borçlarının kapatılmasında kullanıldığından karar tarihi itibariyle hesapta para bulunmadığını, mahkemece olmayan bir paranın tahsiline karar verildiği ileri sürülmüştür. Davacıların davalı banka nezdinde mevduat hesapları bulunduğu gibi davacılar ile davalı banka arasında akdedilmiş kredi sözleşmeleri ve buna dayalı olarak açılmış krediler ile davacılara verilmiş kredi kartları bulunmaktadır. Davacılardan E.'nun şahsına ait kredi borçlarının ve kart borçlarının davacı şirkete ait hesaptan kapatılması yönünde davalı bankaya talimat verdiği, bu hususu dava dilekçesinde de açıkça belirttiği anlaşılmıştır. Davacıların davalı bankanın mevduat ve kredi müşterisi oldukları, bankadan kredi aldıkları, bankanın kredi kartlarını kullandıkları, senetlerini tahsile verdikleri, bu şekilde davacılar ile davalı banka arasında yoğun bir çalışma ilişkisinin bulunduğu ve davacıların tedbir isteminin mahkemece reddine karar verilmiş olduğu da nazara alındığında dava tarihi itibariyle davacı şirkete ait hesapta bulunan paranın karar tarihine kadar olan süreçte davacılara ait borçların kapatılması amacıyla çekilerek tüketilmiş olması mümkündür. Bu durumda, her ne kadar, her davanın açıldığı tarihteki mevcut koşullara göre karara bağlanması gerekirse de davacı şirketin davalı banka nezdindeki hesabında bulunan paranın davadan sonra davacı şirket veya davacı E.'nun kredi borçlarının kapatılmasında kullanılması nedeniyle hesapta para kalmadığının tespiti halinde davacılar yararına harcanan bu paradan dolayı davalı bankanın sorumlu tutulması hukuka, hak ve menfaatler dengesine uygun olmayacağı gibi taraflar arasındaki kredi sözleşmelerine de aykırı olacağından bu hususların mahkemece araştırılarak sonucuna göre davacı şirketin davalı bankadaki hesabında bulunan miktarın davacıya iadesinin gerekip gerekmediği konusunda bir değerlendirme yapılması gerekirken, bu hususlar araştırılmadan yazılı şekilde davalı bankanın sorumluluğuna karar verilmesi doğru görülmemiş, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacıların temyiz itirazlarına gelince; davacılar, davalı bankaya tahsil edilmesi amacıyla verilen toplam 62 adet bononun davalı bankadan iadesini istemişlerdir. Davalı banka ise davaya yanıtında davacılar tarafından verilen bonolardan 30 adedini iade etmeyi kabul etmiştir. Davalı bankaya davacı şirket ve E. lehlerine düzenlenmiş bulunan bonoların verildiğinin de iddia edilmiş olmasına göre, mahkemece verilen kararda her bir davacıya iade edilmesi gereken bononun açıkça gösterilmek suretiyle infaza elverişli bir hüküm oluşturulması gerekirken "senetlerin davacı tarafa verilmesine" denilmek suretiyle infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş olup, kararın bu nedenle de davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
4- Öte yandan kabul şekline göre de dava açıldığı sırada davacılar tarafından yatırılan 96,60 TL tutarındaki peşin harca ilişkin giderin davalı tarafa yükletilen yargılama giderleri arasında gösterilmemesi suretiyle bu tutarın davacıların üzerinde bırakılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de kabul şekline göre davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine; diğer bentlerde açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile; kararın (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına, (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle de davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 19/01/2012 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy