(3095 S. K. m. 4/A
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.5.2008 tarih ve 2000/1435-2008/500 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı banka ve ihbar olunan TMSF vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlu Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin çalışanı olan davalı T. G.'in davalı banka nezdinde açılmış bulunan müvekkiline ait.-TL. ve döviz hesaplarından 5.10.1999 ile 10.7.2000 tarihleri arasında kendisine yetki verilmediği halde bankanın kusurlu davranışlarından istifade ederek şahsi çıkarları doğrultusunda para çekmek suretiyle müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkili tarafından davalı bankaya verilen talimatta davalı T. G.'in sadece
numaralı hesaptan para çekebileceğinin bildirilmiş olmasına rağmen davalı çalışanın müvekkili şirketin bilgi ve onayı dışında şirketin davalı bankada mevcut diğer hesaplarından para çekerek kendisine aktardığını, davalıların müşterek eylemleri sonucu müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 2.700 USD asıl alacak ile 9.519.384.136.-TL.nin ihtar tarihinden itibaren işlemiş faizleri ve dava tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının
numaralı hesap için diğer davalıya verdiği para çekme yetkisinin bu hesabın devamı olan ve aynı işlemler için açılan yeni hesap ve işlemler için de vermiş olduğunun kabulü gerektiğini, davacının davalı T.'in hesaplarda yaptığı tüm işlemleri bildiği halde itiraz etmediğini, bu şekilde yapılan işlemleri zımnen onayladığını, davacının 9 ay gibi uzun bir süre boyunca hesaplarının durumunu bilmediğine ilişkin iddiasının MK.nun 2. maddesine aykırı olduğunu, davaya konu olayın tamamen davacının kendi kusur ve ihmali ile meydana geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı T. G., davaya yanıt vermemiştir.
İhbar olunan TMSF vekili, ihbar olunan davada sıfatlarının olmadığını bildirerek, husumet itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin çalışanı olan davalı T.'e davacı şirkete ait
numaralı mevduat hesabı için para çekme yetkisinin verilmiş olmasına rağmen davalı bankanın davacı tarafından yetki verilmeyen diğer mevduat hesaplarından da anılan davalıya ödemeler yaptığı, bu şekilde oluşan davacı zararından her iki davalının da sorumlu olduğu sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulüyle 2.700 USD ve 8.469,00.-YTL tutarındaki davacı alacağının davalılardan tahsiline, dolar bazındaki alacağa 13.10.2000 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz uygulanmasına, YTL bazındaki alacağa ise aynı tarihten itibaren değişen oranlarda reeskont faizinin uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka ve ihbar olunan TMSF vekilleri temyiz etmiştir.
1-) Mahkemece verilen karar ihbar olunan TMSF vekili tarafından temyiz edilmiş ise de TMSF.ye karşı husumet yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı gibi mahkemece verilen kararda da anılan Kurum ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterilmiş, feri müdahil olarak kabulüne de karar verilmemiş bulunup, aleyhinde her hangi bir hüküm de tesis edilmemiş olmasına göre ihbar olunan TMSF.nin bu davada ne tek başına ne de davalılar yanında hükmü temyiz etmekte bir hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-) Dava, davacı şirketin davalı banka nezdindeki hesaplarından diğer davalı tarafından haksız olarak çekilen paraların tahsili istemine ilişkindir. Davacının davalı banka nezdinde açtırmış olduğu
numaralı mevduat hesabı için kendi çalışanı olan davalı T. G.'e para çekme yetkisini tanıdığı, sonradan bu hesaptan takip edilen bir kısım işlemlerin bu hesaptan ayrılarak yeni bir hesapta takibini istediği anlaşılmıştır. Davacı yeni hesap açılması için davalı bankaya verdiği talimatta personeli olan T. G.'e yeni hesaptan para çekme yetkisi vermemiştir. Bu durumda davalı bankanın davacı tarafından açtırılan yeni hesaptan da çalışanı T. G.'e para çekme yetkisi verip vermediği hususunda davacıdan yazılı talimat isteyerek sonucuna göre işlem yapması gerekirken bu hususu yerine getirmeden başka bir hesap için verilen yetkiyi yeni açılan hesap için de uygulaması hükümet tarafından verilen özel izne bağlı olarak çalışan, kendisine yatırılan mevduatları her türlü sahtecilik işlemine karşı korumak ve mevduat sahibi yararına değerlendirmekle yükümlü bulunan, çalışma ilkeleri ve denetimleri bakımından genel hükümlerden ayrı olarak özel mevzuata bağlı bulunan ve bu sebeplerle sıradan bir ticari işletme olmayıp, bir güven kurumu olan banka için kusur teşkil ettiği gibi davacının döviz mevduat hesabından da davalı T.'i ödemelerde bulunulması dayanaktan yoksundur. Bankanın bu sebeplerle davacının hesaplarından kendi personeli tarafından yetkisiz olarak çekilen paradan dolayı sorumluluğu olduğu sonucuna varılması yerinde ise de davaya konu işlemleri yapanın davacının kendi personeli olduğu, bu durumda dürüst, işine bağlı ve kendisine verilen yetkiyi suiistimal etmeyen, kendi yararına kullanmayan personel seçiminin davacı tarafa ait olduğu gibi personelin yaptığı işlemlerin etkin bir şekilde denetlenerek usulüne uygun işlem yapıp yapmadığının takibinin de davacı tarafın sorumluluğunda olduğu hususları gözönüne alındığında meydana gelen zararda davacının da müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, davacının meydana gelen zarardaki müterafik kusurunun tespit edilerek kusuruna isabet eden tutarın oluşan zarardan indirilmesi sonucu davalı bankanın sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, meydana gelen zararın tamamından davalı bankanın sorumlu tutulması somut olaya uygun görülmediğinden kararın bu sebeple davalı banka yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle ihbar olunan TMSF vekilinin temyiz isteminin REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı banka vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı banka yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy