(6100 S. K. m. 27)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16/02/2010 tarih ve 2009/22-2010/99 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erhan Köse tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 06.02.1999 tarihinde davalı şirkete 29.735 DM yatırdığını, karşılığında 03.03.2000 tarihli hisse senedi aldığını, parayı davalı şirkete güvenerek yatırdıklarını, kar payı talep etmelerine rağmen kendilerine ödemede bulunulmadığını, yurt dışındaki K.. Holdings SA şirketinin paravan olduğunu ileri sürerek, 14.900 EURO paranın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının K.. Holdings SA şirketinden hisse senedi aldığını, husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre davacının K.. Holdings SA şirketinden hisse senedi aldığı, her iki şirketin farklı olduğu, davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirkete ödenen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının yurt dışı K.. Holdings SA şirketinden hisse senedi aldığı, davalı ile hisse senedi alınan şirketin farklı olduğu gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı taraf yurt dışı şirketin paravan olduğunu, toplanan paraların davalı şirkete aktarıldığını, her iki şirketin yöneticilerinin aynı kişiler olduğunu, davalı şirkete güvenerek para yatırdıklarını ileri sürmüş, ancak davacının bu iddiaları değerlendirilmeden hüküm tesis edilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, hisse senedinde ismi geçen K.. Holdings SA şirketinin davalı şirketle ilgisinin ne olduğu, yatırılan paranın davalıya aktarılıp aktarılmadığı, davacının yabancı şirkete para ödemesinde davalı şirketin ne gibi rolü bulunduğu hususları değerlendirilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2012 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy