(818 S. K. m. 43, 105)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Didim (Yenihisar) Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.3.2009 tarih ve 2007/478-2009/217 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Murat Azaklı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ekonomik kriz, terör ve deprem nedeni ile etkilendiğini ve S. isimli ticari yatını satmaya karar verdiğini, bu durumu davalıya söylediğini, davalının yanında çalışan İ. isimli kişiye satış yetkisi verdiğini, bir süre sonra davalının önce yatın satılmadığını bildirdiğini, davacının yatın teslim edilmesini istemesi üzerine yatı ben aldım diyerek davacıyı kovduğunu, davalı aleyhine mahkemenin 2000/228 E. 2005/287 K. sayılı dosyası ile 10.000 TL. yat bedelinin 2000 yılından itibaren faiziyle ödenmesine karar verildiğini, bu bedeli 2006 yılında tahsil edebildiklerini, davacının yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeni ile ticari yatın parası zamanında elde edilemediğinden tüm mallarının haciz edildiğini ve zarara uğradığını, uygulanan faizin zararı karşılamadığını ileri sürerek 30.000,00 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yat bedelinin tahsil edildiğini, yat bedelinin geç tahsilinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını ve temerrüde düşürülmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının yat bedelinin tahsiline ilişkin dosyanın açılmasına sebep olmakla temerrüde düştüğünü ve kusurlu davrandığı, davacı tarafından tahsil edilen toplam faizin 30.861,00 TL olup faiz ile karşılanamayan zararın ise bu miktarın altında 20.753,00 TL olduğu, dolayısıyla somut olayda davacının munzam zararının doğmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, B.K.'nun 105/1. maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi sebebiyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen munzam zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının davalıdan aldığı faiz miktarından daha fazla bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Munzam zararın hesaplanmasında mahkemenin görevi, borçlunun temerrüde düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurul veya kuruluşlardan araştırmak, bu sahada uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması sebebiyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarını yukarda değinilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı sebebiyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamın da etkili bulunduğu ve bundan ülkede yaşamını sürdüren gerçek veya tüzel kişilerin etkilenmemesinin kaçınılamaz olduğu ve nihayet her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın B.K.'nun 43. maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye de tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken temerrüt faizi miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurmaktan ibarettir. Mahkemece belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak hüküm kurmak gerekirken, döviz kuru olarak sadece dolar TL karşılaştırması yapılan ve hesaplama hataları bulunan bilirkişi raporuna dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 21.3.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy