(818 S. K. m. 162) (6762 S. K. m. 1310)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.11.2009 tarih ve 2007/268-2009/761 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiliyle davalı arasında inşaat All Risks Sigorta Sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin dava dışı işveren Ankara Bilkent 3. Ufuk Sitesi D/Blokları ve E/Blokları çatısı bakım ve onarım işi ile ilgili akdettiği eser sözleşmesi kapsamında üçüncü kişi bağımsız bölüm sahiplerine verilen hasarın teminat altına alındığını, müvekkilinin üstlendiği işin ifası sırasında bu bloklarda oturan bağımsız bölüm maliklerinin ve ortak alanların zarar gördüğünü, bu şahısların ve ortak alanların zararlarının ödenmemesi nedeni ile işveren yönetimin hak ediş bedellerini ödemediğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 6.000,00.-TL hasar tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 17.6.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle tazminat tutarını 10.909,87 TL'ye yükseltmiş ancak ıslah harcını yatırmam ıştır.
Davalı vekili, davacının 5.9.2006 tarihinde hasar ihbarında bulunduğunu, poliçenin üçüncü kişi hasarlarında 1.000,00 ABD doları muafiyet içerdiğini, bağımsız bölümlerdeki hasarın bu tutarın altında olduğunu, herhangi bir teminat yükümlülüklerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının üçüncü kişi hasarı olarak yalnızca 800,00 TL ödemeyi içeren bir belgeyi dosyaya ibraz ettiği, diğer bağımsız bölümlerde ve ortak alanlarda gerçekleşen hasarın 3. şahıslara ödendiğine dair delil bulunmadığı, davacı tarafından ibraz edilen belgenin üçüncü kişi tarafından sigortadan doğan hakların davacıya temlik edilmesine dair (B.K. 162) bir temlikname niteliğinde olmadığı, T.T.K.nın 1310. maddesi uyarınca, sigortacının sigorta ettirene karşı ödemeye mecbur olduğu tazminatı tahsil yetkisinin sigorta ettirenin mesul olduğu zarara uğrayan 3. şahsa ait olduğu, davacı sigorta ettirenin davalı sigortacıdan zarar gören 3. şahısların zararlarının kendisine ödenmesini istemek hakkının bulunmadığı, 3. şahsın menfaatine düzenlenen sorumluluk sigortalarında sigorta ettirenin sigortacının onayı olmaksızın üçüncü kişi zararını ödemesinin yasal olarak mümkün olmadığı, lehine sigorta yapılan 3. şahsın sigorta ettirenin kusurundan meydana gelen zararını sigortacıdan dava yoluyla isteyebilmesinin mümkün olduğu, davacı sigorta ettirenin aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, inşaat all risks sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçesiyle davacının yaptığı inşaat, bakım ve onarım işi sırasında üçüncü kişilere verilen zararlar teminat altına alınmış olup sigorta, bu niteliği itibariyle sorumluluk sigortasıdır. Sigorta poliçesinde sigortalı olarak davacının belirtilmesine ve davalının da sigorta şirketi olmasına göre, davacının sözleşmenin diğer tarafı olan sigorta şirketine karşı yasal koşulların oluşması halinde dava açma hakkı bulunmaktadır. Mahkemece, davacının aktif dava ehliyeti bulunduğu göz önünde bulundurularak, değerlendirilme yapılmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy