(818 S. K. m. 11)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.9.2009 tarih ve 2008/202-2009/624 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E
K
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiliyle davalı arasında 6.3.2007 tarihinde franchising sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmeye istinaden müvekkili tarafından davalının hesabına 7.000 TL gönderildiğini, müvekkilinin tüm çabalarına rağmen sözleşme şartlarının davalı tarafından yerine getirilmediğini, müvekkilinin davalıya ulaşamadığını, davalının adresini değiştirmesine rağmen müvekkiline bilgi vermediğini ileri sürerek. 7.000 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davaya konu sözleşmenin tarafı olmaması sebebiyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının sözleşme gereğince ödemesi gereken 15.000 USD'yi ödemediğini, sebepsiz zenginleşme koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu sözleşmenin yapılmasına dair görüşmelerin dava dışı A. A.'yle yapıldığı, sözleşme metninde ve eklerinde açık bir yetki olmamasına rağmen davalının B.K.nun 32/2 nci maddesi hükmü uyarınca temsilci sıfatıyla gerçek kişi tacir olan dava dışı A. A.'yi temsil ettiği, ayrıca davalının mahkeme huzurundaki beyanlarının temsilci sıfatının davalıda olduğuna dair icazet olarak yorumlanmasının zorunlu olduğu, her ne kadar davalının yetkili vekil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı savunulmuş ise de franchise özelliği ve sözleşmenin geçerlilik koşulları dikkate alındığında, ortada yasaya uygun biçimde akdedilmiş bir franchising sözleşmesinden söz edilemeyeceği, davacının ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak isteyebileceği, davalının pasif husumet itirazının yerinde olmadığı, dava dışı H. A.'nin çekmiş olduğu ihtarla akde icazet verdiği düşünülebilirse de bu icazetin şekil koşulları itibariyle franchising sözleşmesinin geçerliliğine etki etmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne. 7.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, franchising sözleşmesine dayalı olarak ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir. Franchising sözleşmeleri, B.K. hükümlerine tabi özel hukuk sözleşmeleri niteliğinde olup, aksi öngörülmedikçe şekil serbestisi ilkesi gereğince herhangi bir şekle bağlı olmaksızın kurulabilirler. Her ne kadar somut olayda mahkemece, davaya konu franchising sözleşmesinin yasaya uygun biçimde kurulmuş geçerli bir sözleşme olmadığı gerekçesiyle sonuca varılmış ise de, yukarda açıklanan sebeple franchising sözleşmesinin özel bir şekle tabi olmadığı düşünüldüğünde, mahkeme gerekçesinin doğru değerlendirmeye dayalı olduğu söylenemez. Bu itibarla, mahkemece de kabul edildiği üzere, davacıyla dava dışı A. A. arasında düzenlenen ve geçerli bulunan franchising sözleşmesi davalı tarafından temsilci sıfatıyla imzalandığına göre, bu sözleşmenin ihlali iddiasına dayalı olarak açılan davada, davalının şahsen bir sorumluluğunun bulunmadığı gözetilerek, davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış hükmün bu sebeple davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy