(2004 S. K. m. 18) (1086 S. K. m. 193)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Akkuş Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.02.2008 tarih ve 2007/139 - 2008/17 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, Bağ-Kur'dan emekli olduğunu, emekli maaşını Ziraat Bankası Akkuş Şubesinden aldığını, kefil olduğu borçlunun borcunu ödememesi üzerine davalı bankanın maaşından kesinti yaptığını, doğrudan gelir desteğine de bankaca bloke konularak kendisine ödenmediğini, oysaki gerek Bağ-Kur tarafından bağlanan maaşına gerekse doğrudan gelir desteğine banka tarafından el konulmasının mümkün olmadığını, davalı banka tarafından yapılan işlemlerin yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek, Bağ-Kur maaşı ve doğrudan gelir desteği üzerindeki blokenin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre çiftçilere ödenen doğrudan gelir desteğinin kamu kurum ve kuruluşlarınca dahi alacağa mahsup edilemeyeceği, bu ödemelerin kişisel alacaklar için haczinin mümkün olmadığı, Bağ-Kur tarafından bağlanan maaşa nafaka borcundan başka bir borç için bloke konulamayacağı sonucuna varılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dava, davalı banka tarafından davacının maaşına ve doğrudan gelir desteğine konulan blokenin kaldırılması istemine ilişkindir. İcra Hukuk Mahkemesine açılan davada anılan mahkemece uyuşmazlığın çözümünün asliye hukuk mahkemesinin görevinde olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmiş, verilen görevsizlik kararı taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olup, icra hukuk mahkemelerinde İİK'nun 18 inci maddesi uyarınca uygulanacak yargılama usulünün basit yargılama usulü olarak belirlenmesi nedeniyle adli tatilde de sürelerin işlemesi karşısında verilen görevsizlik kararı 31.08.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı tarafından davanın görevli Akkuş Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi için 24.09.2007 havale tarihli tahrik dilekçesi verilmiş olup, bu dilekçe üzerine dosya görevli mahkemeye gönderilmiştir.
HUMK'nun 193 üncü maddesine göre görevsizlik yada yetkisizlik kararları kesinleştikten itibaren on gün içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için tahrik dilekçesi verilmesi gerekmektedir. Bu husus yerine getirilmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Somut olayda, tahrik dilekçesinin anılan maddede belirtilen on günlük süre geçirildikten sonra verilmiş olmasına göre dosyanın gönderildiği asliye hukuk mahkemesi tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, anılan madde hükmü göz önünde bulundurulmadan uyuşmazlığın esasına girilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2 - Bozma neden ve şekline göre de davalı vekilinin uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy