(6762 S. K. m. 817, 1019, 1235, 1236)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.03.2010 tarih ve 2006/520-2010/146 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26.06.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. Nurhan Otcu ile davalı vekili Av. Seçil Ertan dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait 63 rulo çelik sac yükünün davalıya ait Abdullah 3 isimli gemi ile Güney Kore'den Gemlik Limanı'na taşınması sırasında hasara uğradığını ileri sürerek, TTK.'nun 1235/7. maddesi uyarınca anılan gemi üzerinde müvekkili lehine kanuni rehin hakkı tesisini, şimdilik (300.000) Euro karşılığı (580.000) TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 18.06.2007 tarihli dilekçe ile kısmi feragat yoluyla talebini (65.000) Euro karşılığı (125.840) TL'na indirmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, TTK'nun 1061. maddesi uyarınca davalı taşıyanın malların yüklenmesi, istifi, taşınması ve boşaltılması sırasında gerekli özeni göstermekle yükümlü olduğu, somut olayda yükün taşınması sırasında geminin ambar kapaklarının deniz suyu sızdırması sonucunda hasara uğradığı, talep edebilecek hasar miktarının (10.486,07) Euro karşılığı (19.979,11) TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, anılan meblağın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, alacak miktarı yönünden davalının Abdullah 3 isimli gemisi üzerinde davacı lehine TTK'nun 1236. maddesi uyarınca kanuni rehin hakkı tanınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yöne bulunamamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Ancak dava, deniz taşıması sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili ile TTK.'nun 1235/7'nci ve 1236'ncı maddeleri uyarınca, davacıya gemi alacaklısı hakkı ve davalıya ait gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tanınması istemlerine ilişkindir.
Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde davalıya ait geminin denize, yola ve yüke elverişli olmadığı, bu nedenle emtianın uğradığı zararın yanında davalının, hasara uğrayan çelik sac rulolarının açılması, içlerinin temizlenmesi, zararın tespiti ve azaltılması için yapılan nakliye masrafları ve ruloların tekrar sarılarak ambalajlanması gibi zararları da karşılaması gerektiği iddia edilmiştir. Nitekim davacı tarafından sunulan ve dava açılmadan önce Gemlik Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/182 D. İş sayılı dosyasında alınan 22.02.2007 tarihli tespit bilirkişisi raporunda da dava konusu hasarın, davalıya ait geminin denize ve yüke elverişsiz olmasından kaynaklandığı belirtilerek, anılan giderler de davacı zararı olarak hesaba dahil edilmiştir.
Gerçekten de TTK'nun 1019'uncu maddesi uyarınca her nevi navlun mukavelesinde taşıyan, geminin denize ve yola elverişli bir halde bulunmasını (Madde 817) ve soğutma tesisatı da dahil olmak üzere ambarların yükü kabule, taşımaya ve muhafazaya elverişli bir halde bulunmasını (yüke elverişliliğini) temin etmekle mükelleftir. Taşıyan, yükle ilgili olanlara karşı geminin denize, yola veya yüke elverişli olmamasından doğan zararlardan mesuldür, meğerki; tedbirli bir taşıyanın sarf etmekle mükellef olduğu dikkat ve ihtimam gösterilmekle beraber eksikliği yolculuğun başlangıcına kadar keşfe imkan bulunmamış olsun.
Buna göre TTK.'nun 1019'uncu maddesinde düzenlenen geminin başlangıçtaki denize, yola ve yüke elverişsizliğinden dolayı taşıyan, yükle ilgililere karşı sadece yükün ziya ve hasarından değil, elverişsizliğin sebep olduğu bütün zararlardan ve bu meyanda gecikme zararlarından da sorumludur(Çağa/Kender, Deniz Ticareti Hukuku, 2. cilt, 6. baskı, s:182). Gerek mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda gerekse karar yerinde, davacının bu iddiası hakkında hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.
O halde mahkemece davalıya ait geminin denize, yola ve yüke elverişli olup olmadığının tespit edilerek davacının anılan iddiasının incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin mahkemece hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin mahkemece hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyizi itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.06.2012 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy