(1086 S. K. m. 409)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12/09/2006 tarih ve 2004/762-2006/531 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili ile birleşen (2005/615 E) davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. L. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili asıl davada, müvekkili kooperatifin kaba inşaatlarını tamamlayarak konut olarak kullanılmak üzere üyelerine teslim ettiği bağımsız bölümlerin davalı üyeler ve kiracıları tarafından davacı kooperatifin muvafakati olmadan işyeri olarak kullanıldığı, bu nedenle iskan alınamadığını ileri sürerek, davalılara bu konuda uyarı yapılmasına, bağımsız bölümlerin eski durumuna dönüşmesinin sağlanmasına ve işyerlerinin tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada kısım davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Birleşen davalarda davacı vekili, müvekkili kooperatifin konut yapı kooperatifi olduğunu, ortaklarına tahsis ettiği dairelerin konut olarak kullanılması gerektiğini, davalıların daireleri işyeri olarak kullandığını iddia ederek, tahliyelerine ve bağımsız bölümlerin konuta dönüştürülmesine karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı kooperatifin konutlarını işyeri olarak kullanan veya kullandıran ve hangi gerekçe ile seçildiği bilinmeyen davalı üç üye hakkında hakkı suiistimal ederek ve keyfi olarak dava açmasının aynı durumda olan ortaklar arasında eşitsizlik ve iyiniyet kurallarının ihlali olduğu gerekçesiyle, asıl davada davalılardan Z. A., C. G. ile C. Y. hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın ise HUMK'nun 409 ncı maddesi hükmünce açılmamış sayılmasına, birleşen 5 davanın da reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili ile birleşen (2005/615 E) davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1 -Asıl dava, konut olarak kullanılmak üzere ortaklarına teslim edilen bağımsız bölümlerin davalı ortaklar veya kiracıları tarafından kooperatifin muvafakatini almadan işyeri olarak kullanmalarından dolayı davalılara bu konuda uyarı yapılması, bağımsız bölümlerin eski durumuna dönüşmesinin sağlanması ve işyerlerinin tahliyesine karar verilmesi, birleşen dava ise davalı kiracıların tahliyesi ve bağımsız bölümlerin konuta dönüştürülmesi istemine ilişkindir.
Asıl dava davacı kooperatifin ortaklarına karşı açılmış olup, kooperatifin 12.6.1994 günlü genel kurulunda konutların kaba inşaat olarak üyelere teslim edilmesi, ince işlerinin üyeler tarafından yaptırılması kararlaştırılmış, anasözleşmenin 6. maddesinde de, kooperatifin amacının ortakların konut ihtiyaçlarını karşılamak olduğu, bu amaçla kooperatifin arasa ve arazi satın alabileceği, bunları birleştirip imar planına uygun biçimde böldürerek, alt yapı, plan ve proje ve maliyet hesapları hazırlayacağı ve ortaklara konut yaptıracağı öngörülmüştür. Öte yandan, dava konusu bağımsız bölümlerde henüz kat irtifakı veya kat mülkiyetinin tesis edilmediği de sabit olup, dava konusu villaların üzerinde bulunduğu taşınmazların halen davacı kooperatif adına kayıtlı olduğu, ferdileşmenin yapılamadığı ve üyelere tapu verilemediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkemece, asıl ve birleşen davalar yazılı gerekçe ile reddedilmiştir.
Oysa, anasözleşme hükümleri çerçevesinde ortakların kendilerine teslim edilen bağımsız bölümleri ancak amaca uygun biçimde konut olarak kullanabilecekleri kuşkusuz olup, konut olarak kullanılmak üzere teslim edilen bağımsız bölümleri işyeri olarak kullanan veya kullandıran ortakların bu eylemi anasözleşme hükmüne aykırı olacağı açıktır. Öte yandan, asıl davada davacı kooperatifin yalnızca bir takım ortaklar aleyhine dava açması ve hatta bir kısım davalılar hakkında açmış olduğu davayı da takip etmemesi, bu konuda kooperatif yetkililerin hukuki sorumluluğuna ilişkin olup, salt bu nedenle ortaklar arasında eşitlik ilkesine uyulmadığı, davacı kooperatifin hakkını suiistimal ederek iyiniyet kurallarına aykırı davrandığı sonucuna ulaşılması yasanın ve anasözleşmenin amacı ile bağdaşmayacağı kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, asıl ve birleşen davaların anılan ilkeler çerçevesinde ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl ve birleşen davaların davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Birleşen (2002/615 E.) davada davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; bu davada mümeyyiz davalı vekili husumet savunmasında bulunmasına rağmen mahkemece, bu konuda denetime elverişli bir şekilde değerlendirme yapılmamış olması da doğru bulunmamış, bu davadaki hükmün mümeyyiz bu davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, birleşen (2002/615 E.) davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, asıl ve birleşen davada davacı yararına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle birleşen davada (2002/615 E.) davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile bu davadaki hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen (2002/615 E.) davada diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 27.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy