(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 84)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12/11/2008 tarih ve 2006/358-2008/524 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. P. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin ortağı olan davalının 1999 ila 2005 yılları arasındaki aidat ve yakıt borçlarını ödemediğini, yapılan icra takibine karşı da kısmen itirazda bulunduğunu ileri sürerek, davalının yaptığı kısmi itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, icra takibinde 367,00 YTL borcu olduğunu kabul ettiğini, fazlasını kabul etmediğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada ödemelerin anapara borcuna mahsup edilmesi ve tüm zaman dilimine faiz hesaplanması takip içeriğine de uygun görülmekle 1.294,00 YTL asıl alacak ve 2.343,40 YTL işlemiş faiz borcunun bulunduğu, takipten sonra yapılan ödemelerin icra dairesinde mahsubu yapılmak suretiyle takip konusu asıl alacak ve hesaplanan 440,20 YTL faiz yönünden takibin devamına, asıl alacağın % 40 ı olan 517,60 YTL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, aidat borçları ve gecikme faizinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı ortağın takip tarihi itibariyle asıl borç ile işlemiş faiz borcunun tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ek raporda hesaplamalar seçenekli olarak yapılmış, birinci seçenekte davalının yaptığı ödemelerin öncelikle anapara borcuna mahsup edilmesi suretiyle asıl borç ve işlemiş faiz borcu hesaplanmış, ikinci seçenekte ise ödemelerin öncelikle faize mahsup edilmesi suretiyle hesaplama yapılarak davalının asıl borç ve işlemiş faiz borcu hesaplanmış olup, davacı taraf ödemelerin öncelikle faize mahsup edilmesi suretiyle yapılan hesaplama yöntemine göre bulunan tutarları kabul ettiğini bildirmiştir. Mahkemece, ödemelerin anapara borcuna mahsup edilmesi suretiyle yapılan hesaplamanın takip içeriğine de uygun bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.
Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi hükmüne göre faiz ve masrafları ödemede geciken borçlunun yaptığı kısmi ödeme alacaklı tarafından öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilebilir. Bu ilke kooperatif alacakları hakkında da geçerli olup, bu madde uyarınca uygulama yapılması yasal bir hak olduğundan genel kurulda bu konuda ayrıca bir karar alınmasına da gerek bulunmamaktadır. Somut olayda, davacı kooperatif yaptığı icra takibinde Borçlar Kanunu 84 üncü madde uyarınca kısmi ödemelerin öncelikle işlemiş faiz, masraf ve ferilere mahsup edileceğini belirtmiş olmasına göre de davalı borçlunun yaptığı ödemelerin bu madde hükmüne göre hesaplandığı ve davacı tarafından da kabul edilen bilirkişi raporundaki 3.265,20 YTL asıl alacak, 7.932,42 YTL işlemiş faiz borcuna göre bir değerlendirme yapılması, ancak işlemiş faiz yönünden takipte 440,20 YTL istendiği nazara alınarak taleple bağlı kalınması ve davalının takibe itirazında kabul ettiği 367,00 YTL'nin takip tarihindeki borcundan Borçlar Kanunu 84 üncü maddesi uyarınca mahsup edilmesi, takipten sonra yapılan ödemelerin ise icra dairesi tarafından nazara alınacağı gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde ödemelerin öncelikle anaparaya mahsubu suretiyle yapılan hesaplama yöntemine göre bulunan miktar üzerinden takibin devamına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy