(6100 S. K. m. 371)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/04/2011 tarih ve 2010/174-2011/95 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi I. Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı firmanın, müvekkili ile aynı iş kolunda faaliyet göstermesine rağmen ticaret unvanında “İnka” ibaresini kılavuz sözcük olarak kullandığını, kaydettirdiğini ve ibareyi markaya tecavüz eder biçimde kullandığını iddia ederek, davalının haksız rekabetinin tespit ve önlenmesini, davalı ticaret unvanının haksız rekabete yol açmayacak şekilde düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Mersin İli’nde İnka Ticaret unvanı ile kurulu olduklarını, küçük çaplı inşaat ve müteahhitlik işi yaptıklarını, İzmir’de aldıkları işleri takip için şirketi İzmir’e naklettiklerini, haksız rekabet etmediklerini, kaldı ki davacı şirketin, inşaat yapımı ile değil, PVC, alüminyum doğrama ve ısı cam işleri ile uğraştığını, bir karışıklığın bulunmadığını ve kötüniyet olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İki şirketin de ticaret unvanında “İnka”nın kılavuz sözcük olup, devam eden sözcüklerin de faaliyeti anlattığı ve birbirlerinin aynı olduğu, davalı şirketin unvanında, farklı olarak “Malzemeleri” ibaresinin yer aldığı, ancak bu farklılığın unvanların ayırt ediciliğini sağlamadığı,davalı şirketin, ticari sicilde kaydettirdiği ticaret unvanının kılavuz sözcüğü olan “İnka” sözcüğünü, diğer unvan sözcüklerine göre öne çıkararak ve baskın karakterlerde kapı zillerine, tabelalara, kartvizitlerine bastırmak suretiyle kullanmasının, davacı tarafın markadan ve ticaret unvanından doğan haklarına tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davalı şirkete ait dosya içerisinde bulunan ana sözleşmenin incelenmesinden davalı şirketin 20/01/1997 tarihinde kurulduğu, kuruluş tarihinden dava tarihine kadar aradan 5 yıldan fazla süre geçtiği bu süre zarfında davalı şirketin bu ünvanı kullandığı ve bu ünvan ile tanındığı anlaşıldığından ticaret ünvanının terkini talebi yönünden sessiz kalmak suretiyle hak kaybı oluşmuştur. Bu itibarla, mahkemece davanın ünvan terkin talebi yönünden reddine karar vermek gerekirken, bu husus nazara alınmadan ticaret ünvanının terkinine de karar verilmesi doğru olmamış kararı bu yönden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)