(6762 S. K. m. 1327)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.4.2011 tarih ve 2010/372-2011/283 Sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.6.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklamayla anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi İ. Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiliyle davalı sigorta şirketi arasında 16 Ağustos 2003 başlangıç tarihli iki adet hayat sigorta poliçesi düzenlendiğini, müvekkili tarafından her iki poliçenin primlerinin 3 yıldan fazla bir süredir düzenli olarak ödendiğini, müvekkilinin poliçelerden cayarak ödemiş olduğu primlerin iadesi için davalıya yaptığı başvurunun olumsuz cevaplandığını, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve hukuka aykırı bir şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ödemiş olduğu primlerin iadesini isteyemeyeceğini, ancak iştira bedelini talep edebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, hayat sigorta sözleşmesi uyarınca ödenen primin tahsiline yönelik yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İştira, primi ödenen sigorta poliçesinin sigortacı tarafından satın alınmasıdır. İştira istemi, hayat sigortasında sigorta ettireninin bir hakkı olup, sigorta ettirenin sigorta sözleşmesine son vermek suretiyle, sigortacının nemalandırdığı meblağın (riyazi ihtiyatın) kendisine verilmesini talep etmesidir. Dava konusu olaya uygulanması gereken mülga 6762 Sayılı T.T.K.nın 1327. maddesi ve uyuşmazlığa konu sigorta poliçesinin zorunlu unsuru bulunan genel şartların C.6 maddesi uyarınca şartları oluştuğu takdirde davalı sigortacının poliçeyi belirlenen koşullarda satın alması, başka bir ifadeyle iştira etmesi zorunludur.
Somut olayda, davacı tarafından, üç yılı aşkın bir süre hayat sigorta sözleşmesine dayalı olarak ödenen primlerin tamamının iadesi istenilmiş, davalı ise prim iadesinin mümkün olmadığı, ancak iştira bedelinin istenebileceğini savunmuştur. Uyuşmazlık ödenen tüm primlerin mi yoksa kar paylı birikim (iştira) değerinin mi istenebileceği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak ödenen primlerin istenebileceği sonucuna varılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, bu rapor hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi görüş bildirenler de hayat sigortacılığı alanında uzman kişiler değildir. İştira bedeli, ödenen primlerin aynen karşılığı anlamına gelmemektedir. İştira bedelinin nasıl hesaplanacağı yönünde olaya uygulanması gereken mülga 6762 Sayılı T.T.K.nun da açık bir düzenleme yoktur. Sigorta sözleşmesinde iştira bedelinin nasıl hesaplanacağı belirlenebilir. Burada da hüküm bulunmadığı takdirde Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Talimat ve Tarifeleri dikkate alınacaktadır. O halde, iştira bedelinin hesaplanmasına dair olarak, poliçe hükümleriyle anılan tarife ve talimatnameler değerlendirilmeden ödenen primin aynen iade edilmesinin gerektiği yönünde görüş bildiren ve uzman olmayan kişilerce düzenlenmiş bulunan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
3- Temyize konu dava, itirazın iptali istemine dair olup, takibin Türk Lirası üzerinden mi yoksa usd üzerinden mi veyahut usd'nin fiili ödeme tarihindeki TL karşılığı üzerinden mi devamına karar verildiği açık olarak belirtilmeden infazda tereddüde neden olacak şekilde hüküm kurulması da yine kabul şekli bakımından doğru görülmemiş, kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
4- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan sebeplerle icra inkar tazminatına ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy