(6762 S. K. m. 781) (2918 S. K. m. 6, 7) (Karayolu Taşıma Yönetmeliği m. 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 3.3.2011 tarih ve 2009/819-2011/122 Sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.6.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklamayla anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Muktedir L. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin asıl taşıyanı, davalının ise fiili taşıyanı olduğu emtianın yurt içi taşınması sırasında ıslanmak suretiyle hasarlandığını, davacının alıcıya dava miktarı kadar hasar bedelini ödemek zorunda kaldığını, tahsiline dair başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, araçta taşınan ilaçların davacının elemanlarınca kamyona yüklendiğini, tüm muhafaza işlemlerinin davacı tarafın elemanlarınca yapıldığını, bu hususlardaki eksiklik ve kusurun tamamen davacı tarafa ait olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek taşıdığı yükü nakledeceği yere zamanında götürdüğünü ve yetkililere teslim ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının eşya ve kargo taşımacılığı yaptığı, davalıya ait kamyonla Eczacıbaşına ait emtiaları taşıttığı, ancak kamyonun brandasının aşırı yağıştan dolayı çukurlaştığı ve naylon kaplı kısmın delindiği, Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin 42/10. maddesine göre davacı tarafın davaya konu emtiaları teslim aldığı andan teslim edinceye kadar, eşyanın ve kargonun tamamen ve kısmen zayiinden, hasara uğramasından, teslim alınan şeklini muhafaza etmekten, korunması ve taşınmasından sorumlu olduğu. Karayolları Taşıma Kanunu'nun 6. maddesine göre de, taşımacı pozisyonunda olan davacı firmanın yolcu ve eşyanın güvenlik içinde taşınmasından sorumlu olacağı. Karayolları Taşıma Kanunu'nun 7/2. maddesine göre ilgili mevzuat hükümlerine uygun bir taşıtı, nitelikli şoför ve hizmetli personeli sefere göndermek, teknik şartlara uygun olmayan taşıtların trafiğe çıkmasına engel olmak hususunda taşımacı olan davacı tarafın gereken özen ve duyarlılığı göstermek zorunda olduğu, ancak davaya konu olayda kargo hizmetleri sunan ve eşya ve kargo taşımacılığı yapan ve A.Ş olarak ticari hizmet veren davacı tarafın mevzuat gereğini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, asıl taşıyıcının ödediği tazminatın fiili taşıyıcıdan tahsiline yönelik olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine dair olup, yurt içi taşımaya dair davaya konu uyuşmazlıkta davacının üst taşıyıcı, davalının ise alt ya da fiili taşıyıcı olduğu dosya kapsamıyla sabittir. Esasen taraflar arasındaki temel ve asıl uyuşmazlık davaya konu hasardan dolayı fiili taşıyıcı olan davalının sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, davacı taşıyıcının mevzuat hükümleri gereğini yerine getirmediği sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davaya konu olayda mahkemenin kabulünün aksine taşıyıcı sıfatının yalnızca davacıya ait olmadığı, davalının da alt taşıyan sıfatını haiz bulunduğu, esasen bu hususun davalının da kabulünde olduğu açıktır. Bu bağlamda karar tarihinde geçerli olan 6762 Sayılı T.T.K.nun 781. maddesi hükmüne göre, taşıyıcı, eşyanın kendisi tarafından teslim alındığı tarihle gönderilene teslim ettiği tarih arasında uğradığı hasardan sorumludur. Taşıyıcının bu sorumluluktan kurtulması, ancak anılan maddede belirtilen kurtuluş beyyinelerini ispatlamasıyla mümkündür.
Somut olayda her ne kadar davalı vekili, istif ve yüklemenin davacı elemanlarınca yapıldığını, kusurlu tarafın davacı olduğunu savunmuş ise de hatalı yükleme konusunda yanlış talimat verilmiş olsa dahi, davalı taşıyıcının, malın emniyetle taşınmasını sağlamak üzere her türlü tedbiri alması, hatalı yüklemeye karşı çıkması gerektiğinden, basiretli bir taşıyıcıdan beklenen davranışta bulunmaması sebebiyle davalının ilke olarak sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, yukarda yapılan açıklamalar çerçevesinde davalının fiili taşıyıcı sıfatının kabulüyle taraf delillerinin değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının sıfatında dahi yanılgıya düşülmek suretiyle dosya kapsamıyla örtüşmeyen ve isabetli bulunmayan yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 18.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy