(6762 S. K. m. 669, 730)
Dava: Hasımsız olarak açılan davada Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 07.10.2008 tarih ve 2008/78 - 2008/260 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi Adalet Bakanlığı yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, durulma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten, sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin işyerinde 14.02.2008 tarihinde meydana gelen hırsızlık sonucunda müvekkiline ait boş ve imzasız çeklerin çalındığını ileri sürerek, söz konusu çeklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonunda, davaya konu çeklerin kaybolduğuna dair Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde gerekli ilanların yapıldığı ve ilanların yasal süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıya ait Garanti Bankası Silifke Şubesi
. numaralı çek hesabından verilen ve çalındığı bildirilen çeklerin iptaline karar verilmiştir.
Hükmedilen ve temyiz edilmeksizin kesinleşen karar aleyhine, Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma istenilmiştir.
Dava, zayi nedeniyle çek iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin işyerinde meydana gelen hırsızlık nedeniyle müvekkiline ait boş ve imzasız çeklerin çalındığını ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davaya konu çeklerin kaybolduğuna dair Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde gerekli ilanların yapıldığı ve ilanların yasal sürelerinin dolduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. TTK'nun 730/20. maddesi yollamasıyla aynı kanunun 669. maddesi gereğince çek iptali davalarının çeki elinde bulunduran kimse tarafından açılması gerekmekte olup Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince çek iptali davalarının çek keşidecisi tarafından açılamayacağı kabul edilmektedir. Bu durumda mahkemece, davanın keşideci tarafından açılmış olması göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul hükmü kurulması doğru almamış, kanun yararına bozma isteğinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, gereğinin yapılması için kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na GÖNDERİLMESİNE, 03.10.2011 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy