(5411 S. K. m. 48)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Boğazlıyan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.4.2011 tarih ve 2009/330-2011/217 Sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.6.2013 günü hazır bulunan davacı vekili ile davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi M. A. Bostancı tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Boğazlıyan Şubesinden ticari kredi kullandığını, bu kapsamda bankanın işyeri üzerinde ipotek tesis ettiğini ve alacaklarını teminen işyerini sigorta ettirdiğini. 3.6.2009 tarihinde müvekkili işyerinde çıkan yangın sonucunda hasar meydana geldiğini ancak davalı bankanın sigorta primlerini yatırmadığının belirlendiğini, bunun üzerine riziko sonrasında sigorta priminin müvekkili tarafından yatırıldığını ancak davalı sigorta şirketinin ödeme yapmadığını ileri sürerek, 80.000 TL hasar bedelinin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, sigorta primlerinin davacı tarafından yatırılması gerekirken davacının bu edimini yerine getirmediğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Davalı sigorta şirketi vekili, davanın reddi savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı bankadan kredi kullandığı, davalı bankanın bu kredinin geri dönüşümünü teminen davacıya ait işyerini sigorta ettirdiği, taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinin 12nci maddesi kapsamında bankanın müşterinin rızasını almaya gerek olmaksızın kendisi veya muhabiri adına her yönden dilediği şartlarda kendiliğinden de sigorta ettirebileceği yönündeki hüküm gereğince davalı banka tarafından sigorta işleminin yapıldığı, davalı bankanın tüketici aleyhine riziko gerçekleşince sigorta primini takip edip yatırması konusunda sorumluluktan kurtulamayacağı gerekçesiyle, davalı sigorta şirketi hakkında açılan davanın reddine, davalı banka hakkında açılan davanın kısmen kabulüyle 42.207,90 TL'nin olay tarihi olan 3.6.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı Halk Bankası A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki kredi sözleşmesi kapsamında davalı banka tarafından davacıya ait işyerinin sigorta ettirilmesi yükümlülüğünün yerine getirilmediği ve çıkan yangın sonucu oluşan hasar bedelinin sigorta şirketi tarafından ödenmemesi sebebiyle bankanın kusurlu ve sorumlu olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine dair olup, uyuşmazlık, meydana gelen riziko sebebiyle sigorta prim borcunu ödemeyen davalı bankanın sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Boğazlıyan Şubesinden ticari kredi kullandığını, bu kapsamda bankanın işyeri üzerinde ipotek tesis ettiğini ve alacaklarını teminen işyerini sigorta ettirdiğini, 3.6.2009 tarihinde müvekkili işyerinde çıkan yangın sonucunda hasar meydana geldiğini ancak davalı bankanın sigorta primlerini yatırmadığının belirlendiğini ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarda değinilen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Buna karşın taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesi incelendiğinde, 12. madde kapsamında krediye konu işyerinin teminatı olmak üzere sigorta poliçesi düzenlenmesinin kararlaştırıldığı, prim ödemesinin ise neticeten müşteriye ait olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu sözleşme hükmünün, içerik itibariyle davalı banka tarafından kullandırılan kredinin teminatı olmak üzere işyerinin sigorta örtüsü altına alınmasını içerdiği, bir diğer anlatımla bankayı koruma amaçlı olarak konulduğu görülmektedir. Bu itibarla değinilen sözleşme hükümlerinin davalı banka aleyhine yorumlanması mümkün olmadığından ve davacı tarafça prim ödemesine esas olmak üzere hesabındaki paraların kullanılması yönünde bankaya verilmiş talimatın varlığı da kanıtlanamadığından, davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 21.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy