(5846 S. K. m. 1, 2, 4, 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.04.2011 tarih ve 2010/142-2011/82 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. D. Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin mimari proje sahibi olduğu binada davalının müvekkilinden izin almaksızın bir takım değişiklikler yaptığını, davalının müvekkilinin FSEK'nun 16. maddesinden doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, eserin eski hale getirilmesine ve şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat, 10.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin zorunluluktan ve ihtiyaçtan kaynaklanan, binanın korunmasını sağlayan tadilatlar yaptırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, yapılan değişikliklerin, mimari eserin mimar tarafından tasarlanan görünümünü bozduğu, bu eylemden ötürü mimarın mesleki itibarı ve onurunun etkilenmesinin kaçınılmaz olduğu, manevi zarar doğdu, maddi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 6.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının maliki bulunduğu konutta yaptığı imara aykırı tadilatların davacıya ait mimari proje üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmaksızın gerçekleştirilmesi nedeniyle söz konusu davalı eyleminin, davacının mimari proje nedeniyle eser sahipliğinden kaynaklanan mali haklarına tecavüz de oluşturmayacak bulunmasına göre, davacı vekilinin maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin olarak ileri sürdüğü bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece mahallinde yapılan keşifte hazır bulunan mimar ve hukukçu bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 09.03.2011 tarihli raporda, davacı tarafından meydana getirilen projenin 5846 Sayılı FSEK 1/B ve 2/3 maddeleri kapsamında ilim eseri olduğu ve bu projenin uygulanması sonucu inşa edilen davaya konu Narlıdere İlçesi, Altıevler Mahallesi, V... Sokak, No: ...'deki binanın estetik değer taşıdığı belirtilerek, söz konusu mimari yapının aynı Kanun'un 4/3. maddesi uyarınca mimari eser olduğu mütalaa edilmiş ise de taşınmazın estetik değer taşıdığı sonucuna varılmasını haklı gösterecek nedenler ve dayanaklar ortaya konulmamış, soyut olarak estetik değer taşıdığı belirtilmiştir.
5846 sayılı FSEK'in 2/3. maddesi uyarınca mimari projenin ilim ve edebiyat eseri olarak korunabilmesi için aynı Kanun'un 1/B maddesine göre sahibinin hususiyetini taşıması yeterli ise de mimari projenin uygulanması sonucu ortaya çıkan dava konusu konutun yani mimari yapının aynı Kanun'un 4/3. maddesindeki mimarlık eseri (güzel sanat eseri) olarak nitelendirilip korunabilmesi için aynı Kanun'un 4/1.maddesi uyarınca estetik değere sahip olması da gereklidir. Somut olayda dosyaya sunulan raporda, yasanın aradığı anlamda güzel sanat eseri olup olmadığı tartışması yapılmadan davaya taşınmazın FSEK 4/3. maddesi anlamında güzel sanat eseri olduğu görüşü açıklanmıştır. Bilirkişi raporu bu haliyle hüküm verilmeye yeterli ve elverişli bulunmamaktadır. Zira, anılan raporda 5846 sayılı FSEK 4/1. maddesinde açıklanan ve güzel sanat eserlerini diğer eser türlerinden ayıran estetik niteliğe sahip olmak unsuru hakkında herhangi bir değerlendirme bulunmamaktadır. Davaya konu bina dışında davacı mimar tarafından aynı yerde, aynı mimari proje uygulanarak inşa edilen başka binaların da bulunduğu anlaşılmaktadır. Oysa, genel olarak güzel sanat eserlerinin özelliği bunların tek olmalarından kaynaklanmaktadır. Dava konusu konut ise tek olmayıp, aynı yerde benzer şekilde inşa edilen konutlardan birisidir. Bu durumun 5846 sayılı FSEK 4/3. maddesi uyarınca estetik nitelik yönünden yapılacak değerlendirmede özellikle dikkate alınması zorunlu olup, aynı şekilde inşa edilmiş konutlardan oluşan mimari yapılar topluluğunun bir bütün olarak estetik değere sahip güzel sanat eseri sayılıp sayılmayacağı ya da dava konusu konutu diğerlerinden farklı ve eşsiz kılacak bir estetik niteliğin bulunup bulunmadığı gibi hususların bilirkişilerce tartışılıp değerlendirilmesi gerekir. Şüphesiz bu değerlendirme yapılırken de, bütün mimari yapıların az veya çok projeyi yapan mimarın özelliğini taşıdığı, fakat bir mimari yapının her şeyden önce fonksiyonel olarak belirli ihtiyaçları karşılamak zorunda olduğu ve bu zorunluluk mimarın serbest yaratma imkanlarını kısıtlayacağından, yapının estetik niteliğinin de ona göre irdelenmesi gerekeceği bilirkişilerce gözardı edilmemelidir. (Prof.Dr. Şafak N.Erol, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, İkinci Bası, s.48, Ankara-1998).
O halde, mahkemece mimarlık konusunda öğretim üyesi ve uzman bilirkişilerden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden görüş alınmak suretiyle dava konusu konutun 5846 sayılı FSEK 4/3. maddesi anlamında bir mimarlık eseri sayılıp sayılmayacağı belirlendikten sonra hasıl olacak sonuca göre manevi tazminata ilişkin istem yönünden bir karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar üzerinde durulmadan manevi tazminata karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 02.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy