(6762 S. K. m. 381)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Suluova Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.05.2011 tarih ve 2010/515-2011/131 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 05.11.2010 tarihli ortaklar kuruluna usulüne uygun olarak çağrılmadığını, toplantının belirtilen yerde yapılmadığını, şirket işlerinden kendisinin haberdar edilmediğini ileri sürerek, ortaklar kurulunun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ana sözleşmenin 13. maddesine göre uyuşmazlığın hakem marifetiyle çözüleceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, ana sözleşmenin 13. maddesine göre uyuşmazlığın hakem yoluyla çözüleceği gerekçesiyle, dava dilekçesinin reddine, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece şirket ana sözleşmesinin 13. maddesi uyarınca uyuşmazlığın hakem yoluyla çözüleceği gerekçesiyle, görevsizlik kararı verilmiştir. Oysa, tahkim konusunda ana sözleşmede yer alan bir hüküm veya yapılacak hakem sözleşmesi geçersizdir. Tahkim, yalnız tarafların arzularına tabi olan, yani davalı ile davacının mahkeme kararına gerek olmaksızın aralarında anlaşarak sonuçlandırabilecekleri uyuşmazlıklar konusunda geçerlidir. Halbuki bir genel kurul kararının iptaline dair uyuşmazlığın davacı ve davalı arasında yapılacak anlaşma ile sonuçlandırılması mümkün değildir. Ayrıca, TTK'nın 381. maddesinin 1. fıkrasının münhasıran ortaklık merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeyi yetkili kılan hükmü ile aynı maddenin 3. fıkrasının davaların birleştirilmesini zorunlu kılan hükmü de tahkim müessesesi ile bağdaşmamaktadır. (Bkz. Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, üçüncü baskı, s. 226, 227)
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak işin esasına girilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy