(556 S. KHK. m. 7, 53) (1086 S. K. m. 275)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06/07/2011 tarih ve 2011/121-2011/264 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlatılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İzzet Başara tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2009/46802 kod numarası ile "BATIAGREGA" ibaresini 06., 16., 19. ve 37. mal/hizmet sınıfında marka olarak tescil başvurusunda bulunduğunu, davalı TPE'nce daha önce tescilli markaların varlığı nedeniyle 556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesi uyarınca başvurularının kısmen reddedildiğini, oysa, müvekkil markasının yeni ve özgün olduğunu, "BATI" sözcüğünün müvekkili ile özdeşleştiğini, "BATI" ibarelerinin müvekkilinin seri markaları olduğunu, bu marka üzerinde müktesep hakkı bulunduğunu, ayrıca redde dayanak markalarla benzerliği bulunmadığını ileri sürerek, TPE YİDK'nun 02.02.2011 ve 2011-M-340 sayılı red kararının iptali ile markanın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın tescil başvurusunda bulunduğu "BATIAGREGA" ibaresinin daha önce aynı mal/hizmet sınıflarında başka kişiler adına tescilli "BATI" markaları ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkili Enstitüce yapılan işlemlerde bir isabetsizlik bulunmadığım savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davaya konu marka başvurusundaki "AGREGA" sözcüğünün Türkçe ya da İngilizce karşılığının bulunmadığı ancak bu sözcüğün ilgili (inşaat) sektörde mıcır anlamında kullanıldığının bilindiği, dava konusu markanın "BATI" sözcüğü ile yazılış tarzı itibariyle redde dayanak markalardan görsel işitsel ve anlamsal olarak yeteri kadar ayırt edici olduğu, diğer bir ifade ile ayırt edilemeyecek derecede benzerliği ortadan kaldırdığı ve 556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesindeki koşulların oluşmadığı sonucuna varıldığı, bu nedenle iptali istenen YİDK kararının marka mevzuatına uygun bulunmadığı, marka başvurusunun tescili de istenmiş ise de, tescilin idari bir prosedüre tabi olduğu ve mevcut durum itibariyle henüz tescil koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2011/121
KARAR NO: 2011/264
DAVA: TPE YİDK Kararı iptali, Marka Tescili
DAVA TARİHİ: 04.04.2011
KARAR TARİHİ: 06.07.2011
Davacı vekili 04.04.2011 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2009/46802 numarası ile "BATIAGREGA" ibaresini 06., 16., 19. ve 37.mal/hizmet sınıfında marka olarak tescil başvurusunda bulunduğunu, davalı TPE'nin daha önce tescilli markaların varlığı nedeniyle 556 sayılı KHK'niıı 7/1-b maddesi uyarınca başvurularının kısmen reddedildiğini, oysa müvekkil markasının yeni ve özgün olduğunu, "BATI" sözcüğünün müvekkili ile özdeşleştiğini "BATI" ibarelerinin müvekkilin seri markaları olduğunu, bu marka üzerinde müktesep hakkı bulunduğunu, ayrıca redde dayanak markalarla benzerliği bulunmadığını ileri sürerek TPE YİDK.nun 02.02.2011 ve 2011-M-340 sayılı red kararının iptali ile markanın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı TPE vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafın tescil başvurusunda bulunduğu "BATIAGREGA" ibaresinin daha önce aynı mal/hizmet sınıflarında başka kişiler adına tescilli "BATI" markaları ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkili Enstitüce yapılan işlemlerde bir isabetsizlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
KANITLAR VE DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, marka tescil başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali ile marka tescili istemine ilişkindir.
İddia, savunma, taraflarca sunulan kanıtlar, getirtilen marka işlem dosyası ve tescil belgelerinden, davacının 2009/46802 sayı ile "BATIAGREGA" ibaresini 06, 16, 19 ve 37. Emtia sınıfında tescil başvurusunda bulunduğu, TPE Markalar Dairesi Başkanlığınca davacı başvurusunun aynı konuda tescilli bulunan markaların bulunması nedeniyle 556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesi uyarınca rededildiği, davacının karara karşı itirazının TPE YİDK.nun 02.02.2011 ve 2011-M-340 sayılı kararı ile "2009/46802 başvuru numaralı "batıagrega" ibareli başvurunun 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/l-(b) bendi uyarınca kısmen reddi biçimindeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda başvuru ile kısmen reddine gerekçe olarak gösterilen 2002 03248, 2002 30684, 2004 34765, 2007 37851, 2007 44414, 91117, 96851, 192799 sayılı ve "batı", "batı mutfak şekil", "batı lastik bl şekil ", "bati temizlik şekil", "batı denizcilik ve ticaret limited şirketi", "bati", "bati makina", "bati şekil" ibareli markaların, tüm markalarda tüketicilerce marka olarak veya aynı türdeki mal ve/veya hizmetlerin, redde dayanak olan markaların kapsamında yer aldığı da tespit edilmiştir. İlaveten tescilli markalara karşı ileri sürülen kullanım, gerçek hak sahipliği gibi iddiaların, daha önceki tarihte aynı/aynı tür mallar için tescil edilmiş ayırt edilemeyecek derecede benzer markaların varlığını, dolayısıyla 7/l-(b) bendinin uygulanabilirliğini ortadan kaldırmayacağından söz konusu gerekçede kabul edilmemiştir. Belirtilen nedenlerle işbu itirazın reddi gerekmiştir..." gerekçesi ile nihai olarak reddedildiği, işbu davanın 556 sayılı KHK'nin 53. maddesine göre iki aylık yasal süre içerisinde açıldığı konuları sabit olup, esasen bu hususlarda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davacının tescil başvurusunda, bulunduğu ibare ile daha önce tescilli bulunan ve redde dayanak yapılan markanın 556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesi uyarınca aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olup olmadığı ve bu bağlamda YIDK kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmıştır.
HUMK'nun 275. maddesine göre çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektirmeyen, hakimlik mesleğinin içerdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenmesine gerek yoktur. Dava konusu uyuşmazlığın hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenebileceği anlaşıldığından bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır.
556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesinde, "aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan markalar" tescil için mutlak red nedeni olarak gösterilmiştir.
Bu yasal düzenlemeden hukukumuzda markaların korunmasında, tescilde "öncelik" ve "teklik" ilkelerinin tartışmasız olarak egemen olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Markaların aynı veya ayırt edilemeyecek, derecede benzer kabul edilebilmesi için markaların üzerinde kullanılacakları mal/hizmetin aynı veya aynı türden olması ve aynı zamanda markaların işaret olarak aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olması gerekmektedir.
Davacıya ait marka başvurusu 06, 16, 19 ve 37.emtia sınıflarında tescil edilmek istenmektedir. Redde dayanak markaların aynı/aynı tür sınıflarda tescilli olduğu tespit edilmiştir.
Şu hale göre, davaya konu marka başvurusu ile redde dayanak markaların işaret olarak aynî ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Başvuruya konu markanın (işaretin) daha önce tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış marka ile aynı olması, karşılaştırılan markaların özdeş, tıpa tıp aynen veya birebir kopya edilmiş olmalarını ifade eder. Aralarında küçük de olsa fark bulunan markalar aynı sayılmazlar. Ancak sözcük markalarının farklı büyüklükte olması, yazı karakteri, yazının büyük küçük harflerle yazılması markaların aynı olma durumunu etkilemez.
Ayırt edilemeyecek kadar benzerlikte ise, karşılaştırılan markalar aynı olmamakla birlikte, orta düzeydeki tüketici(alıcı) de bıraktığı genel izlenimlerin hemen hemen aynı olmasıdır. Diğer bir anlatımla markalar yazılış, okunuş, görsel ve sessel olarak aynı imiş gibi algılanmaları daha önce bilinen marka ile aynı sanılmasıdır.
Birden fazla unsur ve karakterden oluşan markalar karşılaştırılırken elbette markanın bıraktığı genel intiba önemlidir. Ancak, birden fazla unsurlu markalarda yer alan tüm karakterler (unsurlar) eşit düzeyde ayırt edici değil, bir kısmı "asıl" (lider) unsur niteliğinde, bir kısmı ise tali niteliktedir. O halde, bir kaç sözcük ve işaretten meydana gelen bu markanın esas ve lider unsurunun tespiti önem kazanmaktadır.
Asıl unsur belirlenirken birinci olarak markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak gerekmektedir İkinci olarak asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kok kelime ve buna eklenen ekler irdelenmelidir. Eğer eklenen ekler başvuruyu daha önce tescilli markalar ayırt edilecek nitelikte değilse, marka başvurusunun daha önceki markadan ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu kabul edilmelidir.
Markalar arasındaki benzerlik tespit edilirken şu hususlar göz önünde bulundurulmalıdır. Markalar arasındaki yazı farkı, yazı stili ve formu grafik düzeni ve renk unsurlarının farklı olmasının markalar arasındaki ayırt edilemeyecek kadar benzerliği her zaman ortadan kaldıracağı söylenemeyecektir. Markaların gözde bıraktığı intiba farklı olmakla birlikte telaffuz bakımından markalar ayırt edilemeyecek derecede benzerler ise benzer kabul edilirler. Markalar içerisinde kullanılan orijinal, tanımlayıcı olmayan, tamamlayıcı unsurlar markaları kural olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan kurtarır ise de, bu her zaman mümkün değildir. Çünkü bir marka her ne kadar bir bütün olarak algılanır ise de, markada ilk dikkat çeken husus markadaki esas unsur lider "sözcük" veya "şekil"dir.
Somut davaya bu açıdan bakıldığında, davacının davaya konu marka başvurusu "BATIAGREGA" ibaresinden oluşmuştur. Redde dayanak markalar ise "BATI+şekil", "BATI MUTFAK+şekil", "BATI LASTİK+şekil", "BATI TEMİZLİK+şekil", "BATI DENİZCİLİK VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ", "BATI TOPRAK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.", "BATI MAKİNA+şekil" ve "BATI+şekil" ibarelerinden meydana gelmiştir. Markaların aynı olmadığı konusunda kuşku bulunmamaktadır.
O halde davaya konu başvuru ile redde dayanak markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olup olmadığı tartışılmalıdır.
Davaya konu başvuru bir bütün olarak incelendiğinde, bitişik büyük harflerden oluşan "BATIAGREGA" sözcüğünden oluştuğu, ancak "BATI" sözcüğündeki "A" harfinin açık renkle ve bir şekil içerisinde yazıldığı gözlemlenmiştir.
Esasen ibarede "BATI" sözcüğü mevcut ise de, Türkçe'de yaygın kullanımı bulunmayan "AGREGA" sözcüğünün ibare içerisinde dikkat çektiği düşünülmüştür.
Redde dayanak 2002/03248 sayılı marka bir kare şekli üzerinde düz büyük harflerle yazılı "BATI" sözcüğünden oluşmaktadır. Bu markada şekil unsuru mevcut ise de, algının "BATI" sözcüğü üzerinde olacağı açıktır. 2002/30684 sayılı markada "BATI MUTFAK" ve üzerinde yarım ay ve daire şekli mevcut olup, algının şekil üzerinde yoğunlaşabileceği düşünülmüştür.
2004/34765 sayılı "BATI LASTİK+şekil" markasında ise "LASTİK" marka konusu emtia ve hizmetle ilgili ise de, marka bütünsel olarak değerlendirildiğinde, dava konusu marka başvurusu ile ayırt edilebilir olduğu kanaati oluşmuştur. Bunun yanında 2007/37851 sayılı marka incelendiğinde bir daire içerisinde kanadını açan bordo renkli bir şahin figürü üzerinde "BATI TEMİZLİK" ile yıldız şeklinden oluştuğu ve tereddüde yer vermeyecek şekilde dava konusu başvurudan ayırt edilebilir olduğu gözlemlenmiştir. 2007/44414 sayılı "BATI DENİZCİLİK VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" ibaresinde "BATI" sözcüğü dışındaki sözcüklerin yapılan işin ve hizmetin niteliğini gösterdiği ve ayırt ediciliği yok ise de, davacı başvurusundaki "AGREGA" sözcüğünün başvuruyu bu markalardan ayırt ettiği, 1996/91117 sayılı markada ise küre şekli ve markanın dizaynının yeterli ayırt ediciliği sağlayacağı, 1997/96851 sayılı markadaki "BM" ve şekil unsurunun davacı marka başvurusundan ayırt ediciliğe neden olacağı, 1999/192799 sayılı markanın bir dikdörtgen üzerinde yazılı "BATI" sözcüğünün davacı başvurusu olan "BATIAGREGA" ibaresinden ayırt edilebilir nitelikte olduğu kanaati oluşmuştur.
Kaldı ki, "BATI" sözcüğünün bir yön ismi olup, yaygın kullanımı bulunan zayıf bir ibare olduğu bir gerçektir. Bu nedenle yanında kullanılacak şekil veya sözcüklerle ayırt edilebilirlik kazanacağı şüphesizdir.
Ayrıca, davaya konu marka başvurusundaki "AGREGA" sözcüğünün Türkçe ya da İngilizce sözcüklerde buna karşılık gelen bir sözcük veya anlama rastlanmamıştır. Ancak bu sözcüğün ilgili (inşaat) sektörde mıcır anlamında kullanıldığı bilinmektedir. "BATI" sözcüğü ile yazılış tarzı itibariyle redde dayanak markalardan görsel işitsel ve anlamsal olarak yeteri kadar ayırt edici olduğu, diğer bir ifade ile ayırt edilemeyecek derecede benzerliği ortadan kaldırdığı ve 556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesindeki koşulların oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Nitekim, Mahkememize ait 2007/268 Esas ve 2009/50 sayılı karara konu olan "LRG" ile "LRG+sekil" ibaresinin ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu şeklindeki karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07.02.2011 tarih ve 2009/7924 E. ve 2011/1228 sayılı kararı ile "redde dayanak alınan 2003/32133 numaralı marka, "LRG" harfleri yanında ayrıca şekil işaretlerinden oluşmaktadır. Bu durumda dava dışı şirket adına daha önceki tarihte tescilli bulunan markanın kelime ve şekil esaslı unsurlarından oluşan karma nitelikli bir işaret olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu başvuru ise "LRG" harflerinden ibarettir. Önceki tarihli tescilli marka şekil unsuru ile birlikte değerlendirildiğinde, işaretlerin 556 sayılı KHK'nin 7/1-b anlamında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlikte olduklarından söz edilemez" gerekçesiyle bozulmuştur.
İddia, savunma, taraflarca sunulan kanıtlara göre, iptali istenen YİDK kararı marka mevzuatına uygun bulunmadığından iptaline, ancak davacı vekili müvekkiline ait marka başvurusunun tescilini istemiş ise de, tescilin idari bir prosedüre tabi olduğu ve mevcut durum itibariyle henüz tescil koşulları bulunmadığından bu istemin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın KISMEN KABULÜNE,
TPE YİDK'nun 02.02.2011 tarih ve 201 l-M-340 sayılı kararının iptaline,
Diğer istemin reddine,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 18,40TL maktu harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 1.650,00TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
Dava kısmen red edildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 1.650,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
Davacı tarafça yapılan 39,70 TL. ilk dava gideri, 18,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 57,70TL yargılama giderinin takdiren 1/2 olan 28,85TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı TPE'ce yapılan toplam 6,00TL tebligat giderinin 1/2 olan 3,00TL'nin davacıdan tahsili ile davalı TPE'ye verilmesine, bakiye kısmın davalı TPE üzerinde bırakılmasına,
Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı HUMK'nun 427. ve devamı maddeleri uyarınca tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük yasal süre içinde Yargıtay'da temyizi kabil olduğu bildirilerek açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06.07.2011 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy