(6100 S. K. m. 141)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nce verilen 11.11.2009 tarih ve 2008/54 - 2009/125 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Güliz Okyar Çalışkan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, serbest mimar olarak çalışan müvekkilinin davalı Kooperatif ile akdetmiş olduğu "Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi" ne uygun olarak konut projesini hazırladığını, inşaat ruhsatı verilmesi aşamasına gelinmesini sağladığını, ancak sözleşmede öngörülen 30.000 TL hizmet bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, bu bedelin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, bilahare talebini 35.400 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, tahkim itirazında bulunmuş, davacının yaptığı projeye inşaat ruhsatı verilmediğini, projenin farklı bir taşınmazda da kullanılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, süresinde yapılmayan tahkim itrazına karşı savunmanın genişletildiği itirazında bulunulduğu, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen telif hakkı bedelini almadığı, kısmi dava açılmadığı için ıslah talebinin reddinin gerektiği gerekçesi ile, davanın kabulüne, 30.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, mimarlık hizmetleri sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davaya konu sözleşmenin 8. maddesinde anlaşmazlıkların uzlaşma yoluyla çözümlenemediği takdirde taraflardan birinin isteği üzerine Mimarlar Odasının atayacağı hakem tarafından çözümleneceği kararlaştırılmış olup, davalı vekili, 02.12.2008 tarihli dilekçesi ile aynı tarihli celsede tahkim itirazında bulunmuştur. Davalıya dava dilekçesi 20.05.2008 tarihinde tebliğ edildiğinden itirazın cevap süresi içerisinde yapılmadığı hususunda bir çekişme bulunmamaktadır. Ancak, tahkim itirazı, teknik anlamda bir ilk itiraz olmayıp savunma vasıtası olduğundan davacının muvafakatı ile sonradan da ileri sürülebilir. Bu muvafakat açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Davacı taraf, savunmanın genişletilmesi üzerine buna hemen itiraz etmezse savunmanın genişletilmesine zımni olarak muvafakat etmiş sayılır. Somut olayda, tahkim itirazının yapıldığı 02.12.2008 tarihli celsede davacı vekili hazır olmasına rağmen hemen savunmanın genişletilmesi itirazında bulunmamıştır. Bu durumda, sözleşmede tahkim şartı da bulunduğundan, itirazın kabul edilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair ve davacı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16.01.2012 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy