(818 S. K. m. 161) (6762 S. K. m. 24)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 8.6.2011 tarih ve 2010/251-2011/365 Sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi tarafların vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.9.2013 gününde başkaca gelen olmadığı yoklamayla anlaşılıp, hazır bulunan davacı vekili ve davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmış olup, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiliyle imzaladığı 29.4.2003 tarihli hizmet sözleşmesiyle müvekkili şirketin Bursa satış bölgesinden sorumlu satış mühendisi olarak çalışan davalının 5 yıl süreyle çalıştıktan sonra 21.1.2008 tarihinde istifa yoluyla şirketten ayrıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeyle işten ayrıldıktan sonra 2 yıl süreyle şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren herhangi bir şirkette doğrudan veya dolaylı olarak görev almamayı kabul ettiği halde şirkette çalıştığı dönemde kurma hazırlıklarına başladığı dava dışı E... Ltd. Şti.'yi kurarak aynı alanda çalışmaya ve müvekkili şirkete rakip şirketlerin reklamını yapmaya başladığını, çekilen ihtara rağmen bu eylemine son vermediğini ileri sürerek, fazlaya dair hakkı saklı kalmak kaydıyla 40.200 TL cezai şartın 12.4.2008 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalının fiillerine son verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı biçimde sınırlayan ve sadece işçi aleyhine olan rekabet yasağı hükümlerinin geçersiz bulunduğunu, somut olaydaki iki yıllık sürenin fahiş olduğunu, müvekkilinin rekabet yasağını ihlal etmediğini, istenilen cezai şartın indirilmesinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davalının 5 yıl süreyle davacı şirketin Bursa satış bölgesinde sorumlu satış mühendisi olarak çalıştığı, davalının 21.1.2008 tarihinde kendi isteğiyle işten ayrıldığı, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalının, iş akdi sona erdikten sonra 2 yıl boyunca davacı işverenin faaliyet sahasında çalışan herhangi bir şirkette doğrudan ya da dolaylı olarak yer almamayı taahhüt ettiği, buna rağmen davalının işten ayrıldıktan kısa bir süre sonra E... Ltd. Şti. unvanlı şirketi kurduğu, şirketin %99 hissesinin davalıya ait bulunduğu, davalının ortağı ve müdürü olduğu şirketle davacının aynı iştigal alanında kullanılan kesi takımlarını pazarladıkları, tüm ürünler yönünden bir rekabetin olmadığı, bu haliyle davalının taraflar arasındaki sözleşmeyle öngörülen rekabet yasağını ihlal ettiği, sözleşme tarihinde davacının işveren, davalının işçi olması, borca aykırı davranışın ağırlığı, yalnızca bir ürün grubunda rekabet edilmesi gözetildiğinde belirlenen cezai şartın fahiş olduğu, bu sebeple indirilmesinin uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı tarafından gerçekleştirilen haksız rekabetin men'ine, 13.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şartın tahsili ve ihlale son verilmesi istemlerine ilişkindir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 8. maddesinde, Çalışan ayrıca hizmet akdinin sona ermesini izleyen iki yıl boyunca işverenin faaliyet sahasında çalışan herhangi bir şirkette doğrudan ya da dolaylı olarak görev almamayı ve hiçbir şekilde akrabası kanalıyla dahi bir ilişki içinde bulunmamayı kabul ve taahhüt etmiştir hizmet akdi sona erdikten sonra vukubulacak taahhüde aykırılık halleri için de geçerli olmak üzere hizmet akdinin sona erdiği tarihteki son brüt aylık ücretinin usd olarak karşılığının 12 katını ihlal tazminatı olarak ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. düzenlemesi bulunmaktadır. Davalı, davacı şirketteki işinden ayrılmasından kısa bir süre sonra %99 hissesine sahip olduğu bir şirket kurmuş ve bu şirketin müdürlüğüne seçilmiş, bu şirket de davacıyla aynı sektörde faaliyet göstermiştir. Bu durumda, davalının, yukarda anılan hükümle taahhüt ettiği rekabet yasağını ihlal ettiğinin kabulü gerekmektedir. Esasen bu husus mahkemenin de kabulünde bulunmaktadır. Rekabet yasağını ihlal eden davalı, sözleşmede öngörülen cezai şarttan sorumlu olup ancak zaman itibariyle somut olaya uygulanması gereken 818 Sayılı B.K.nun 161/son maddesi uyarınca hakimin fahiş görmesi halinde cezai şartın indirilmesi mümkündür. Bir olayda cezai şart miktarının fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumları, borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun ifa edilmesi halinde elde edeceği yararla cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Öte yandan, her ne kadar 6762 Sayılı T.T.K.nın 24. maddesi uyarınca bu hüküm tacir hakkında uygulanamaz ise de davalının şirket ortağı olması ona tacir sıfatını kazandırmayacağından somut olayda B.K.nın 161/3. maddesinin uygulanma kabiliyeti bulunmaktadır.
Somut olayda mahkemece, tüm ürünlerde rekabet edilmeyip yalnızca bir ürün grubunda rekabet edilmesi sebebiyle cezai şartta indirim yapılmış ise de yukarda açıklanan sözleşme hükmü ve cezai şartın indirilmesine dair ilkeler gözetildiğinde mahkemenin bu değerlendirmesi yerinde bulunmamaktadır. Diğer bir deyişle davalının, davacı şirketle aynı sektörde faaliyet göstermesi, sözleşmeyle belirlenen cezai şartın istenilebilmesi için yeterli olup davacı şirketle davalının kurduğu şirketin yalnızca bir ürün grubunu ortak olarak satmaları, cezai şartın indirilmesi için gerekçe teşkil edemez. O halde, mahkemece gerekirse tarafların ekonomik ve sosyal durumları da araştırılarak ve yukarıdaki ilkeler dikkate alınarak cezai şartın fahiş olup olmadığının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı gerekçeyle cezai şartın indirilmesi doğru olmamış, hükmün bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin tüm davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 27.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy