(4721 S. K. m. 2) (556 S. KHK. m. 35, 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 4.7.2008 tarih ve 2007/41-2008/167 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak tarafların vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 3.5.2011 gününde davacı avukatı geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Bilir tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin yiyecek içecek sektöründe ve özellikle kahve ve çay satışı, cafe ve restoran işletmeciliği alanında 1963 yılından beri faaliyet gösterdiğini, THE COFFEE BEAN & LEAF +Şekil ibareli markasının 27 ayrı ülkede müvekkili adına tescilli olduğunu, Türkiye'de de 30 ve 35. sınıflarda tescil ettirmek için TPE'ne müracaatta bulunduğunu, ancak davalının 2003 209... numaralı COFFEE BEAN + Şekil ibareli marka tescilinin bulunduğunu öğrendiklerini, davalının kötü niyetli olarak müvekkilinin markasını tescil ettirdiğini, müvekkilinin varlığından habersiz olmasının mümkün olmadığını zira müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2003 209... numaralı COFFEE BEAN + Şekil ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin COFFEE BEAN + Şekil ibareli markasını 7.8.2003 tarihinde usulüne uygun olarak tescil ettirdiğini, davacı markasının Türkiye'de tanınmadığını, COFFEE BEAN ibaresinin bir ürün adı olduğunu, herkes tarafından kullanılabileceğini, tarafların markalarının benzer olmadığını, müvekkilinin markasının esas unsurunun şekil olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının iki klasör halinde sunduğu deliller içinde yer alan dünyadaki tescil sayısı, markanın sektöründe dünya üçüncüsü olduğuna ilişkin Forbers Dergisinin 12.5.2003 tarihli sayısı, şirket cirosuna ilişkin dokümanlar, markanın konu olduğu tanınmış gazete ve dergilerdeki markaya ilişkin haberler reklam ve tanıtım belgeleri, internet üzerindeki tanıtımlar gibi delillerden markanın Türkiye'de de tanınmış olduğunun anlaşıldığı, tanınmış markalar üründen bağımsız ayırdedicilik kazandığından ve markanın ürünün önüne geçtiğinden davalının markanın ürün ismi olduğuna ilişkin savunmasına itibar edilmediği, kaldı ki sunulan dokümanlardan THE COFFEE BEAN ibaresinin tanıtımlarda daha ön plana çıkarıldığı, markanın Türkiye'de davacı tarafından yaygın kullanımı bulunmadığından farklı ürünler yönünden itibarı sarsıcı veya markanın ayırdediciliğini zayıflatıcı etkisi görülmediği, davalı markasının 2003 yılından beri tescilli oluşu da dikkate alınarak davanın kısmen kabulüyle davalı adına tescilli 2003 20912 tescil numaralı markanın yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, restoran hizmetleri, self servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, cafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, sinek bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri yönünden markanın hükümsüzlüğüne, diğer ürün ve hizmetler yönünden talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dosyaya sunulan deliller itibariyle menşe ülke ABD'de tescilli olan davacı markasının aynı zamanda 556 Sayılı K.H.K.nin 7/1- (i)bendi ile atıf yapılan Paris Sözleşmesi 1. mükerrer 6. maddesi anlamında tanınmış marka vasfında bulunmasına, taraf markalarını oluşturan işaretlerin iltibasa yol açacak derecede benzer ve yine 43. sınıf yiyecek içecek sağlanması hizmetleri altgrubunda sayılan hizmetlerin aynı türden hizmetler niteliğinde olmasına, davaya konu markada tescilli olan 35. sınıf hizmetler ve 43. sınıf Gündüz bakımevi (kreş), huzurevi ve hayvan bakımevi hizmetleri bakımından davaya konu markanın TRIPS 16/2. ve 3. maddeleri uyarınca tanınmış markanın itibarını sarsıcı ve ayırtediciliğini zayıflatıcı etkisi bulunmaması nedeniyle, mahkemenin bu hususlara ilişkin değerlendirmesinde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Ancak, davaya konu 2003/20912 Sayılı COFFEE BEAN + Şekil markasının kapsamında tescil tarihindeki TPE Tebliği'ne göre 43. sınıftaki Geçici Konaklama Hizmetleri alt grubunda belirtilen hizmetlerde bulunmaktadır. Bu alt grupta sayılan hizmetleri ile aynı sınıftaki yiyecek içecek sağlanması hizmetleri karşılaştırıldığında; restoran self-servis, restoran, lokanta, kafeterya, kafe, kantin, kokteyl salonu, snack bar, bar ikram hizmetleri ile otel, motel, tatil köyü, pansiyon vb, hizmetlerinin (geçici barınma) farklı alt gruplarda yer almasına karşın piyasanın anlayışı, hizmetlerin sunuluş yer ve biçimi itibariyle benzer alıcı çevresine hitap etmeleri, birinin diğerini tamamlama imkanı olması nedeniyle, hizmet kanallarının ortak veya birlikte yapılan faaliyetleri içerdiği göz önüne alınarak benzer türden Geçici Konaklama Hizmetleri alt grubundaki hizmetler bakımından iltibas tehlikesine yol açacağı dikkate alınmaksızın anılan hizmetler yönünden de hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, davacı dava dilekçesinde aynı zamanda davaya konu markanın kötüniyetli olarak tescil ettirildiği gerekçesiyle de hükümsüzlük talebinde bulunmuştur. Yargıtay HGK 16.7.2008 tarih ve 501/507 Sayılı kararında da açıklandığı üzere, 556 Sayılı K.H.K.nin 35/1. maddesi uyarınca marka tescil başvurusu sırasında kötüniyetin başlı başına bu itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı sebeple hükümsüzlük davasının açılabilmesi de K.H.K.nin amacına uygundur. Çünkü, K.H.K.nin 35/1. ve 42/1- (a), (b)maddelerindeki düzenlemeler de, esasen MK'nun 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir. Bu bakımdan her somut olayın özellikleri gözönüne alınarak açıkça kötüniyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilebilmelidir. Bu husus 556 Sayılı K.H.K.nin 42. maddesinde başlı başına bir hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmemiş olsa dahi, genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki MK'nun 2. maddesi uyarınca kötüniyetin korunması söz konusu olamayacağından dolayı aynı sonuca ulaşılması K.H.K.nin ruhuna da uygundur.
O halde, mahkemece reddedilen hizmetler bakımından davaya konu markanın davalı tarafından kötüniyetle tescil ettirildiğine dair iddiasının da tartışılarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin bütün, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararı davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy