(YHGK 09.06.2004 T. 2004/4-362 E. 2004/347 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10/09/2009 tarih ve 2007/867-2009/473 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında süre gelen ticari ilişkiden ve ayrıca davalının mali sıkıntı içinde bulunması nedeniyle verilen borçtan dolayı müvekkilinin 91.543,00 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek, anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının borç verme yetki ve izninin bulunmadığı, ancak davalının da kendisine havale edilen 90.000,00 TL'ye bir açıklama getirmediği, bu durumda davalının 90.000,00 TL nedensiz zenginleştiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya borç olarak verildiği iddia edilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tarafça iki ayrı havale ile davalıya 90.000,00 TL borç verildiği iddia edilmiş, mahkemece, davalı hesabına giren bu paraya davalı tarafça bir açıklama getirilmediği, borç iddiasının da davacı tarafça ispat edilemediği, ancak davalının bu miktar para kadar sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında davacının 10.08.2007 tarihinde 40.000,00 TL, 24.08.2007 tarihinde 50.000,00 TL internet bankacılığı yolu ile hiçbir açıklama yapılmaksızın davalı hesabına havale gönderdiği ve bu paranın davalı tarafından tahsil edildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık gönderilen paranın davacı tarafından borç için verilip verilmediği konusunda toplanmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.06.2004 tarih, 2004/4-362 Esas, 2004/347 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, havale, hukuksal nitelikçe (tıpkı onun özel biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi), bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcut olup, bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Dava konusu olayda, davacı tarafından davalıya gönderilen havalenin borç için verildiği ispat edilememiş bulunmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2012 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy