(2004 S. K. m. 259) (818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Aydın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 4.6.2009 tarih ve 2007/143-2009/261 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erol Kaplan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında, müvekkili tarafından verilen yemek çeki kuponlarının davalı şirketten fatura karşılığında satın alınması konusunda sözleşme düzenlendiğini, tarafların edimlerini düzenli olarak yerine getirdiklerini, ancak yıl sonuna doğru davalının müvekkiline komisyon tutarını düşük ödediğini, Aydın Belediyesi ile yapılan ihale gereği müşterilerden hiçbir kesinti yapılmaması gerekirken, müvekkilinin yemek fişleri ile alışveriş yapan memurlardan %7 kesinti yapıldığını, bu sebeple Aydın Belediyesi ile müvekkili arasında olumsuzluk yaşandığını ve bu olayların etkisi ile açılan yemek ihalesini alamadığını, davalının anılan sözleşmeye aykırı olarak muaccel olmamış faturaya dayanarak ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, bu talebinde müvekkilini küçük düşürücü iddialar ileri sürdüğünü, bu talep sonucunda Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce ihtiyati haciz kararı verildiğini, müvekkilinin istihkakları ile bankalardaki hesapları üzerine hacizler konulduğunu, konulan hacizler sebebiyle banka ve belediyelerin müvekkiline olan güvenlerinin sarsıldığını, müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, o tarihlerde girmesi gereken ihaleler olmasına rağmen hesapları üzerine haciz konulduğundan teminat gösteremediğini ve ihalelere bu sebeple giremediğini, yine bu sebeple İş Bankası Nazilli Şubesi'ndeki ek hesabından faizle para kullandığını, 40.000 TL kredi çekmek zorunda kaldığını, ihtiyati haciz kararına yaptıkları itirazın kabulüne karar verildiğini, hacizlerin kaldırıldığını ileri sürerek, 60.000 TL maddi 50.000 TL manevi tazminatın 11.1.2007 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında yapılmış anlaşma gereğince 2006 yılı sonuna kadar müvekkilinin alacağını ilgili belediyelerden tahsil ettiğini, davacının 2007 yılına ilişkin ihaleyi alamaması sebebiyle müvekkilinin alacağının tehlikeye düştüğünü, bu sebeple ihtiyati haciz tedbirine başvurduklarını, ihtiyati haciz sebebiyle davacının alamadığı ihalenin bulunmadığını, ihtiyati hacze itiraz sonrası tarafların anlaştıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacı maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek dava açmış ise de, davaya konu ihtiyati haciz sebebiyle ihalelere girilemediğinin ve maddi zarara uğranıldığının kesin ve inandırıcı olarak ispatlanamadığı, manevi tazminat talebinin ise yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Dava, haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. 2004 Sayılı İ.İ.K.'nun 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Haksız ihtiyati hacizden doğan maddi tazminat davalarında kusursuz sorumluluk esası geçerli olup, manevi tazminat yönünden ise kusur sorumluluğu söz konusudur. Haksız ihtiyati haciz sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için B.K.'nun 49. maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Bu itibarla, mahkemece, davacı tarafın manevi tazminat talebi de yukarda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirilmeli ve konulan ihtiyati haczin haksız olup olmadığı, olayda manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı gerekçeleri gösterilmek suretiyle bir neticeye bağlanmalıdır. Mahkemece açıklanan hususlar nazara alınmadan ve bu hususta somut gerekçeleri gösterilmeden, yazılı şekilde manevi tazminat isteminin reddi doğru olmadığından kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 12.4.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy